Welcome to IKU Institutional Repository


OpenAccess@IKU is Istanbul Kultur University's Institutional Repository , established in June 2014 to digitally store and provide open access to academic and artistic outputs in line with international standards and intellectual property rights. The system includes various outputs such as articles, presentations, theses, books, book chapters, reports, encyclopedias, and works of art produced by the university's faculty members and students.

IKU University Open Access System serves scientific and artistic products such as books, articles, articles, theses, encyclopedias and works of art produced by our faculty members and students in accordance with international standards and intellectual property rights.

Supported by ©SelenSoft Yazılım



Recent Submissions

  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Spatial Transformation and Colonial Order in J. G. Farrell’s the Siege of Krishnapur
    (İnönü Üniversitesi, 2026)
    TURAN, AYŞEGÜL
    J.G. Farrell’s The Siege of Krishnapur (1973), the second novel of his Empire Trilogy, is set in the fictional town of Krishnapur during a four-month siege by the local forces. Inspired by the actual sieges during the Indian Rebellion of 1857 and also drawing from archival materials, the novel recounts the lives of British residents in this colonial outpost and their gradual physical and psychological deterioration under confinement. The cantonment, which was originally designed to represent the spirit and culture of the British, is ultimately reduced to a battleground for survival, emphasizing its original foreignness to the surrounding environment. In this paper, I aim to focus on the representation and reproduction of space through Farrell’s delineation of physical transformation of the cantonment under the siege so as to discuss the failings of colonial project. The colonial and Victorian space as portrayed early in the novel and its subsequent transformation will form the basis of my analysis of politics and aesthetics of spatial representation within the broader historical context. I argue that the Residency compound, and specifically the Residency itself, emerge as the focal point to examine Farrell’s use of spatial organization and objects to underline the fragility, and the inevitable end, of the British authority in India.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Mobile-Based Hybrid Experience Sampling for Real-Time Emotion Detection and Mental Health Insights
    (İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, 2026)
    DOĞAN, GÜLİN
    ;
    Yıldırım, Elif
    ;
    KOCAÇINAR ÖZ, BÜŞRA
    ;
    ŞENGEL, ÖZNUR
    ;
    AKBULUT, FATMA PATLAR
    The present study uses mobile technology to improve data dependability and application in mental health research by investigating the deployment of the Experience Sampling Method (ESM) for real-time analysis of emotional reactions. Designed using a cross-platform mobile app that combines audio, visual, and self-report survey data gathered via both random and time-based random sampling techniques. Over a 14-day period, participants received eight daily messages that prompted replies to structured questions gauging instantaneous emotional states. This hybrid data collection and processing system allows continuous monitoring of emotional dynamics, therefore offering high temporal resolution insights into users’ psychological states. A convolutional neural network (CNN) architecture was employed to process data for emotion classification, achieving a 75% accuracy rate. With implications for individualized mHealth applications aiming at psychological health, the results show the potential of ESM combined with deep learning models in enhancing real-time emotional monitoring.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.11.2025 Tarihli Kararı Işığında İrade Beyanında Bulunma Borcuna İlişkin İlâmların ve İlâm Niteliğindeki Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinin İcrası Sorunu
    (Anadolu Üniversitesi, 2026)
    SİMİL, CEMİL
    Bu çalışmada, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.11.2025 tarihli kararı çerçevesinde, irade beyanında bulunma borcuna ilişkin ilâmların ve ilâm niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgelerinin İcra ve İflâs Kanunu’nun 30. maddesine göre icrasının mümkün olup olmadığı incelenmektedir. İsviçre Federal Usûl Kanunu’nun 344. maddesi ile Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 894. maddesine göre, borçlu irade açıklamasında bulunmaya mahkûm edilmişse, hüküm kesinleştiği anda açıklama yapılmış sayılır. Burada irade beyanına ilişkin hüküm, inşaî niteliği haiz bir hüküm olmayıp, eda hükmü olarak kabul edilir. Türk hukukunda, İsviçre ve Alman hukukunda olduğu gibi özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle hukukumuzda irade beyanında bulunma borcu içeren bir ilâmın İcra ve İflâs Kanunu’nun 30. maddesine göre icrasının sağlanması gerekir. Arabuluculuk anlaşma belgeleri belirli koşulları taşıması durumunda ilâm niteliğinde belgelerden sayılır. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişlidir. Kira ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk anlaşma belgesi de ilâmlı icranın dayanağını oluşturabilir. Bu çerçevede, kira sözleşmesi yapma borcunun da arabuluculuğa elverişli olduğu ve bu konudaki arabuluculuk anlaşma belgesinin ilâmlı icranın dayanağını oluşturabileceği kabul edilmelidir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 343. maddesinin irade beyanında bulunma borçlarına ilişkin ilâm niteliğindeki belgelere dayalı ilâmlı icra takiplerinde uygulanamaması, bu belgelere dayalı ilâmlı takip başlatılmasına engel değildir.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Kuvvetler Ayrılığı Perspektifinden İklim Davalarında Yargının Rolü
    (Galatasaray Üniversitesi, 2026)
    YILDIZ, CEREN
    İklim değişikliği, ekosistemlerden insan sağlığına uzanan çok boyutlu etkileriyle küresel ölçekte yaşamı tehdit eden bir kriz hâline gelmiştir. Sınır aşan ve geri döndürülemez niteliği nedeniyle klasik çevre hukuku araçlarını aşan bu kriz, devletlere kapsamlı pozitif yükümlülükler yüklemekte; bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ise iklim davalarında belirgin bir artışa yol açmaktadır. Bu artış, yargının iklim politikalarının şekillenmesindeki rolünü ve bu rolün demokratik meşruiyet sınırlarını kuvvetler ayrılığı doktrini çerçevesinde yeniden tartışmaya açmaktadır. Tartışmanın merkezinde, iklim krizinin aciliyeti karşısında mahkemelerin daha etkin bir denetim üstlenmesi gerektiğini savunan yaklaşımlar ile iklim politikalarının yasamanın takdir alanında kaldığını vurgulayan karşı görüşler yer almaktadır. Bu çalışmada, Montesquieu’nun “kötü kanun koyucular iklimin verdiği kusurları geliştirir; iyi kanun koyucular bunlara karşı koyar” şeklinde ifade ettiği görüş, Urgenda, Klimatzaak, Neubauer ve KlimaSeniorinnen kararları ışığında değerlendirilerek, iklim politikaları üzerinde yargının dengeleyici ve tamamlayıcı rolünü incelenmektedir.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    İşverenin İflâsı Hâlinde Yıllık Ücretli İzin Alacağının İcra ve İflâs Kanunu Uyarınca İmtiyazlı Alacak Olması Suretiyle Korunması
    (Hacettepe Üniversitesi, 2026)
    Aykut, Gökhan
    ;
    FİLİZ, BESTE GEMİCİ
    Çalışmada, işverenin iflâsı hâlinde yıllık ücretli izin hakkına ilişkin alacağın İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesinin 4. fıkrası çerçevesinde imtiyazlı alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Yıllık ücretli izin hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış, vazgeçilemez ve işçinin dinlenme hakkını teminat altına alan temel bir sosyal haktır. Bu hak, iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte parasal bir alacağa dönüşmektedir. Çalışmada öncelikle yıllık ücretli izin hakkının hukukî niteliği, doğumu, muacceliyeti ve paraya dönüşme koşulları ele alınmış; ardından iflâs hukukunda işçilik alacaklarına tanınan imtiyazın kapsamı ve sınırları değerlendirilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesinin 4. fıkrası hükmünün işçilik alacakları bakımından öngördüğü ikili ayrım çerçevesinde, iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk eden alacaklar ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesinden doğan ihbar ve kıdem tazminatları arasındaki sistematik farklılık ortaya konulmuştur. Yıllık ücretli izin alacağının tahakkuk tarihi ve bu alacağın iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğması dikkate alınarak, söz konusu alacağın iflâs tasfiyesindeki konumu incelenmiştir. Ayrıca Türk Hukuku’nda işçilik alacaklarının iflâs tasfiyesinde korunması bakımından yapılan ayrımın tarihsel gelişimi ifade edilmiş ve bunun tutarlılığı tartışılmıştır. Çalışmada son olarak, yıllık ücretli izin alacağının imtiyazlı alacak olarak korunması bakımından olması gereken hukuk açısından öneriler sunulmuştur.