Welcome to IKU Institutional Repository


OpenAccess@IKU is Istanbul Kultur University's Institutional Repository , established in June 2014 to digitally store and provide open access to academic and artistic outputs in line with international standards and intellectual property rights. The system includes various outputs such as articles, presentations, theses, books, book chapters, reports, encyclopedias, and works of art produced by the university's faculty members and students.

Supported by @SelenSoft Yazılım



Recent Submissions

  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    The Role of Tourism in Enhancing Türkiye Soft Power: Challenges, Opportunities and Strategic Developments
    (İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) EL OUALI, SARAH; İbrahim Mensur Akgün
    This work examined the effect of tourism on Türkiye's soft power. It looks at the historical, cultural, and ecological richness of Türkiye with an emphasis on how tourism contributes to impact the global image of the country. The research discusses about the tourism economic contributions, cross-cultural exchanges, and international marketing campaigns by organizations like the Türkiye Tourism Promotion and Development Agency (TGA). But also about issues and recommendations, including racism, regional inequalities, and the role of the Turkish diaspora. International collaborations, CSR, and medical tourism are also examined as important facets of Türkiye's soft power. This work evaluates Türkiye's challenges, opportunities, and role in using tourism to gain international influence by carefully analyzing these fields.
  • Item type:Item, Access status: Open Access ,
    Ceza Muhakemesi Hukukunda Tutuklama
    (İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) YILDIRIM, SEDA; Özdem Özaydın
    Ülkelerin ceza muhakemesi hukukunda koruma tedbiri olarak yer alan tutuklama ülkemizdeki Ceza Muhakemesi Kanun'unda da yerini almıştır. Tutuklama tedbirinin sınırları yasal düzenleme ile kati ve net biçimde çizilmiştir. Tutuklama, kişi hak ve özgürlüğüne derin sınırlamayı getiren bir koruma tedbiri olması sebebiyle ulusal ve uluslararası belge ve sözleşmelerde düzenlenmiştir. Kişilerin, haksız ve adalete aykırı gerçekleştirdikleri eylemler beraberinde kamu düzeninin bozulmasını meydana getirmektedir. Bu düzenin yeniden sağlanarak korunabilmesi gayesiyle ceza muhakemesinde koruma tedbirlerine başvurulması gerekmektedir. Koruma tedbirleriyle kişilerin belli bazı hak ve hürriyetleri geçici olarak kısıtlanmaktadır. Ancak sınırlandırma keyfilikten uzak, ölçülü, gerekli ve kanunda belirtilen şartlara göre yapılmalıdır. Koruma tedbirlerinin uygulanması kanunda belirtilen şartlara göre yapılmadığı takdirde hukuka aykırı hale gelir ve bu durum kişinin devletten tazminat isteme hakkı sonucunu doğurur. Ancak bu tedbirler kanuna uygun olarak uygulansa dahi kişinin sonradan suçsuz olduğu ortaya çıkar ve kişi beraat ederse yine bu koruma tedbiri mesnetsiz ve hukuka uygun olmayan hale dönüşmektedir. Hukuk devleti olabilmenin koşulu, hukuka aykırı olarak uygulanan koruma tedbirleri sonucu menfi etkilenen kişilerin manevi ve maddi yönlerden zararlarını karşılamaktır. Tutuklama koruma tedbirinin amacı, ceza muhakemesini en hızlı ve sağlıklı şekilde sonuçlandırmaktır. Tutuklama koruma tedbirine son çare olarak başvurulmalı ve cezalandırma amacıyla başvurulmaması gerekmektedir.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Lefebvre'in Üç Boyutlu Triyalektiği Bağlamında Yerel Kent Hakkı Mücadelelerinin Mekân Üretimine Etkisinin İrdelenmesi
    (İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) HASTÜRK, CEYLİN ÇAĞLA; Zeynep Ayşe Gökşin
    Mekân, yalnızca fiziksel olarak üretilen somut bir olgu değil, toplumsal dinamikler ile şekillenen ve sürekli olarak yeniden üretilen bir süreçtir. Tarihsel süreçte mekânın üretimi farklı dönemlerde değişen sosyo-ekonomik ve politik etkilerle çeşitlenmektedir. Kapitalizmin kentsel süreçlerde egemen hale gelmesi, mekânların baskın otoritelerin kontrolüne geçmesine yol açmış ve mekân üretimine ilişkin eleştirel yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yaklaşımlardan biri olan ve çalışmanın temelini oluşturan Henri Lefebvre'in mekânsal kuramı, mekân üretiminin mekânsal pratikler, mekan temsilleri ve temsil mekanları olarak üç farklı boyutun mekândaki hâkimiyet ilişkileri ile şekillendiğini savunmaktadır. Neoliberalizmin etkisiyle sermaye odaklı hale gelen mekân, mekân temsillerinin hâkimiyetine girmiştir. Bu durum, yerel sakinlerin yaşadıkları mekânlardan dışlanmalarına ve karar alma süreçlerinden yoksun bırakılmalarına neden olmuştur. Kamusal mekânlar bu dinamiklerin en yoğun yaşandığı kentsel alanlar olarak öne çıkmaktadır. Bunların bir sonucu olarak hem dünyada hem de Türkiye'de kamusal mekânlar üzerinde çeşitli kent hakkı mücadeleleri ortaya çıkmıştır. Çalışmada, kent hakkı mücadeleleri ile Lefebvre'in üçlü mekânsal triyalektiği arasındaki ilişki ortaya konmaktadır. Kent hakkının ihlal edildiği, baskın ideolojiler tarafından planlanan, metalaştırılan ve kentlilerin süreçlerden dışlandığı politikaların mekân temsillerine karşılık gelmekte; buna karşın, kent hakkının kullanıldığı, bireylerin mekânı deneyimlediği, yaşadığı, karar süreçlerine katılım sağladığı ve sahiplendiği kentsel süreçler ise temsil mekânlarını ifade etmektedir. İki boyut arasındaki çatışma, mekânsal pratiklerin yeniden şekillenmesine neden olmaktadır. Çalışmada, kentlilerin kendilerini ifade ettikleri ve çeşitli mekânsal pratikler gerçekleştirdikleri kamusal mekânların, temsil mekânlarının hâkimiyetinde olması gerektiği savunulmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Türkiye'de ortaya çıkmış ve/veya sürdürülmekte olan yerel kent hakkı mücadelelerinin kamusal mekân üretimindeki etkisini, Lefebvre'in mekânsal üçlü triyalektiğine farklı ölçülerde müdahaleleri ve hâkimiyetlerine etkileri bağlamında araştırmak ve değerlendirmektir. Yöntemsel olarak nitel bir yaklaşımı benimseyen çalışmada, araştırma yöntemi olarak literatür taraması ve örnek incelemesi (vaka incelemesi); veri toplama tekniği olarak ise yarı yapılandırılmış mülakat, belge ve içerik analizleri kullanılmaktadır. Kavramsal çerçevede mekân ve mekân üretimi olguları, kent hakkı, kent hakkı mücadeleleri, dünyada ve Türkiye'de kentsel mekân ve kamusal mekân süreçleri dönemsel olarak ele alınmaktadır. Tezde sunulan kavramsal çerçeveden ve etki yaratmış dünya örneklerinden yola çıkılarak oluşturulan ve yerel kent hakkı mücadelelerinde örgütlülük biçimi, mücadele öncesi mekânsal pratikler, mekân temsilleri, temsil mekân örgütlenmeleri, mücadele sonrası mekânsal pratikler, mekân temsili projenin mücadele sonrası durumu, mücadele sonucunda baskın olan mekânsal boyut, mücadele sonrası örgütlülük durumu ve günümüzde baskın olan mekânsal boyut başlıklarını içeren analiz çerçevesi ile seçilen vakalarda mekân üretim süreçleri analiz edilmektedir. Vaka olarak Ankara'dan Güvenpark ve Ankapark Mücadelesi, İstanbul'dan Arnavutköy Semt Girişimi, Hasanpaşa Gazhanesi, Kuzguncuk Bostanı, Validebağ Korusu, Çanakkale'den Tekel ve Kanyak Fabrikası Mücadelesi seçilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de bugüne kadar gerçekleştirilen mücadelelerde otoritelerin, ortaya koydukları mekân temsili projelerine yoğun bir şekilde odaklandığı, yerel sakinlerin ise bu kamusal mekânları temsil mekânı hâkimiyetine geçirebilmek için uzun ve zorlu süreçler geçirdiği görülmüştür. Yerel kent hakkı mücadelelerinde temsil mekânlarının kamusal mekân üretimlerindeki hâkimiyetinin güçlendirilmesi bağlamında, otoritelerin toplumsal dinamikleri dikkate alarak politikalar geliştirmesi, yerel halkın baş aktör olması, enformel olarak örgütlenen halkın formel bir örgütlenmeye gitmesi, mekânın kimliği ve toplumsal yapısına uygun, yaratıcı ve özgün pratiklerin geliştirilmesi, yalnızca protestolarla sınırlı kalmayan, düşünsel ve yaratıcı pratikli muhalefet anlayışının desteklenmesi, otoritelerin, mücadele mekânlarının çevresinde daha düzenli ve sürdürülebilir kentleşme süreçleri planlaması, mekân temsiline itiraz edilirken alternatif proje gösterilmesinin önemli olduğu tespit edilmiştir.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Pes Planuslu Voleybolcularda Kalça Eksternal Rotasyon Yönünde Fonksiyonel Bantlamanın Sıçrama Performansına ve Alt Ekstremite Biyomekaniğine Etkisi
    (İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) GECE, EYYUB; Nazif Ekin Akalan
    Pes planus temelde medial longitudinal arkın (MLA) çökmesine bağlı olarak ayakta pronasyon artışı ile karakterize ve alt ekstremitede kompansatuar mekanizmalara sebep olabilen bir ayak deformitesidir. Bu kompansasyonlar sonucunda voleybolcularda sıçrama performansı ve sıçrama biyomekaniği etkilenebilir. Ancak sıçrama performansının pes planus veya oluşan kompansasyonlar nedeniyle etkilendiği belirsizdir. Pes planuslularda sıçrama sırasında kalça internal rotasyon açısının artışı en sık görülen kompansayonlar arasındadır. Bu çalışmanın amacı pes planuslu voleybolcularda kalça eksternal rotasyon yönünde uygulanan fonksiyonel bantlama ile kalça internal rotasyon azaltılmasının sıçrama performansı ve sıçrama biyomekaniği üzerine olan etkilerinin incelenmesidir. Çalışmaya 10 esnek pes planus ve 10 sağlıklı olmak üzere toplam 20 voleybolcu dahil edildi. Ayak postür indeksi-6 (APİ-6) skoru 5< olanlar pes planus grubuna (PPG) dahil edildi. Pes planusu olmayanlar (0 < APİ-6 skoru < +5) ise kontrol grubuna (KG) dahil edildi. Ayrıca pes planuslu voleybolculara kalça eksternal rotasyon fonksiyonel bantlaması uygulandı. Bu bantlama sonrası katılımcılardan elde edilen veriler ise bantlama grubuna (BG) dahil edildi. Tüm voleybolcuların sıçrama performansını ve biyomekaniğini değerlendirip karşılaştırmak amacıyla 3B sıçrama analizi yapıldı. Gruplar arası sıçramalarının biyomekanik parametreleri arasındaki istatistiksel farklar IBM SPSS Statistics Version 22 kullanılarak değerlendirildi (p>0.05). PPG' nun kalkış fazı maksimum kalça internal rotasyon açıları KG' na kıyasla anlamlı olarak daha fazlaydı. Pes planuslu voleybolculara uygulanan kalça eksternal rotasyon fonksiyonel bantlaması ile kalça internal rotasyon açıları PPG' na kıyasla anlamlı olarak azaltıldı. Pes planuslu voleybolcuların sıçrama yükseklikleri kontrollere kıyasla anlamlı olarak daha düşüktü. Sıçrama sırasındaki anterior pelvik tilt, kalça fleksiyon, ayak bileği dorsifleksiyon ve eversiyon maksimum açıları daha düşük, diz valgusu ayak bileği plantar fleksiyon maksimum açıları da kontrollere kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti. Bantlama sonrasında BG' ndaki voleybolcuların sıçrama performansı anlamlı olarak değişmedi ancak, sıçrama sırasındaki anterior pelvik tilt, kalça fleksiyon ve ayak bileği eversiyon maksimum açılarının daha düşük olduğu, ayak bileği plantar fleksiyon açısının ise KG' na kıyasla anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü. Bu bulgular sonucunda; Pes planuslu voleybolcuların pes planuslu olmayan benzer özellikteki voleybolculara kıyasla sıçrama sırasındaki alt ekstremite biyomekaniğinin etkilendiğini ve buna bağlı sıçrama performanslarının düştüğü söylenebilir. Ayrıca pes planuslu voleybolcularda kalça internal rotasyon artışının kompansasyon mekanizmasının içinde olduğu ve bu artışın akut olarak azaltılmasının sıçrama performansını etkilemediği ancak sporcuların sıçrama sırasındaki özellikle frontal plan diz kinematiğini sağlıklı kontrollere yaklaştırdığı görülmüştür. Kalça ekstansiyon momenti ve kalça güç üretimini artırmak üzere kalça ekstansörlerinin voleybola özgü egzersiz programları ile kuvvetlendirilmesi ve alt ekstremite biyomekaniğinde oluşan diğer alterasyonlar dikkate alınarak uygun fizyoterapi uygulamaları yapılması önerilmektedir.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Öğretmenlerin Bilgi Uçurma ve Çalışan Sesliliği Davranışlarının Psikolojik Güvenlik Algısına Etkisi
    (İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) KURT, KÜBRA; Ebru Oğuz
    Bu araştırmada öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak, öğretmenlerin bilgi uçurma ve çalışan sesliliği davranışları ile psikolojik güvenlik algıları arasındaki ilişkiyi saptamak ve bazı değişkenlere göre incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul'un Küçükçekmece ilçesindeki ilk ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve araştırmaya 408 öğretmen katılmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Bilgi Uçurma Ölçeği, İşgören Sesliliği Ölçeği ve Psikolojik Güvenlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada fark testleri olarak ilişkisiz örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi, değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü ve düzeyini belirlemek amacıyla Pearson moment çarpım korelasyonu, yordama düzeyinin tespiti için ise çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin bilgi uçurma, çalışan sesliliği ve psikolojik güvenlik puanları 'katılıyorum' düzeyindedir. Cinsiyet değişkenine göre bilgi uçurma puanları ile bilgi uçurma ölçeğinin alt boyutlarından içsel, gizli ve destekçi boyutlarına ait puan ortalamaları anlamlı farklılık göstermektedir. Bu farklılık kadınlar lehinedir. Fakat çalışan sesliliği ve psikolojik güvenlik puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Okul türü değişkeni incelendiğinde bilgi uçurma, çalışan sesliliği ve psikolojik güvenlik puanları anlamlı şekilde farklılaşmamaktadır. Sadece bilgi uçurma ölçeğinin gizli alt boyutunda anlamlı farklılık görülmüştür. Bu farklılık özel okul lehinedir. Okul kademesi değişkenine göre bilgi uçurma, çalışan sesliliği ve psikolojik güvenlik puanları anlamlı şekilde farklılaşmamaktadır. Fakat bilgi uçurma ölçeğinin alt boyutları olan dışsal ve gizli bilgi uçurma puanlarında okul kademesi değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bilgi uçurma ölçeğinin dışsal alt xiv boyutunda ilkokul öğretmenlerinin puanı ortaokul öğretmenleri ve ortaöğretim öğretmenlerinden anlamlı şekilde daha yüksektir. Okul öncesi öğretmenlerinin gizli bilgi uçurma puanları ortaöğretim öğretmenlerinin puanlarından daha yüksektir. Bilgi uçurma, çalışan sesliliği ve psikolojik güvenlik düzeyleri arasında meslekteki kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Bilgi uçurma ölçeğinin alt boyutu olan gizli bilgi uçurma ölçeğinde anlamlı farklılık vardır.0-5 yıl arası mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin gizli bilgi uçurma puanları 21 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin puanlarından daha yüksektir. Öğretmenlerin çalışan sesliliği- inisiyatif düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin içsel-çalışan sesliliği, içsel- inisiyatif, çalışan sesliliği- hoşgörü, içsel-hoşgörü, destekçi- çalışan sesliliği, destekçi- inisiyatif düzeyleri arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişkinin olduğu sonucu ortaya konulmuştur. Öğretmen algılarına göre psikolojik güvenliğin yordayıcısı olarak incelenen bilgi uçurma ve çalışan sesliliği modelinin orta düzey ve anlamlı bir ilişki ortaya koyduğu ve varyansın %31'lik kısmının bu yordayıcı değişkenler ile açıklanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ilgili yazına bağlı olarak tartışılmış, araştırmada yer alan sınırlılıklar belirtilerek gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.