Welcome to IKU Institutional Repository
OpenAccess@IKU is Istanbul Kultur University's Institutional Repository , established in June 2014 to digitally store and provide open access to academic and artistic outputs in line with international standards and intellectual property rights. The system includes various outputs such as articles, presentations, theses, books, book chapters, reports, encyclopedias, and works of art produced by the university's faculty members and students.

Recent Submissions
Item type:Publication, Access status: Open Access , Ethical Consideration in Business Negotiations: Balancing Integrity and Success(İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) POURSAFAR, MOHAMMADREZA; Nezriye Gözde BircanBusiness negotiations are integral to shaping commercial relationships, defining contract terms, and ensuring mutually beneficial outcomes. However, the ethical complexities inherent in negotiation processes often challenge organizations as they strive to balance integrity with achieving strategic advantages. This thesis explores the ethical considerations in business negotiations by analysing both successful and failed corporate practices through a secondary qualitative approach. The study focuses on key ethical themes, including transparency, honesty, Corporate Social Responsibility (CSR) integration, deception, manipulation, and coercion. The research employs thematic analysis to examine case studies from diverse industries, featuring ethical successes such as Toyota, Unilever, and Patagonia, alongside ethical failures like Enron, Volkswagen, and Wells Fargo. The findings demonstrate that ethical negotiation practices, particularly those grounded in transparency, honesty, and CSR, foster stakeholder trust, long-term relationship sustainability, and competitive advantage. In contrast, unethical practices driven by deception and coercion result in reputational damage, financial loss, and legal consequences. The study also highlights the strategic integration of CSR as a vital framework that not only upholds moral standards but also strengthens business resilience and stakeholder engagement. The analysis reveals that ethical negotiation aligns with deontological ethics and virtue ethics, emphasizing duty, integrity, and responsible leadership. Conversely, unethical practices reflect a utilitarian misjudgement where short-term gains overshadow long- term sustainability. The study concludes that embedding ethical frameworks within negotiation practices is crucial for building resilient business models and maintaining stakeholder confidence. Recommendations include integrating ethics training, enhancing CSR-driven negotiation policies, fostering ethical leadership, and establishing transparent accountability mechanisms. By viewing ethical negotiation not as a constraint but as a strategic asset, organizations can secure sustainable growth and upload their moral responsibilities in the global marketplace.Item type:Publication, Access status: Open Access , Psikolojik Sermaye ile Örgütsel Özdeşleşme Arasındaki İlişkide Psikolojik İyi Oluşun Aracı Rolü(İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) ÖZÇELİK, SİDAL; Reyhan BaşaranBu araştırmanın temel amacı, psikolojik sermaye ile örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolünü incelemektir. Bu kapsamda, psikolojik sermaye, örgütsel özdeşleşme ve psikolojik iyi oluş kavramları hakkında literatür taranmıştır. Araştırmanın örneklemini çeşitli üniversitelerde görev yapan çalışanlar oluşturmuştur. Veriler; Demografik Bilgi Formu, Öğretim Elemanı Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği, Örgütsel Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 kullanılmıştır. Normallik analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi, aracı değişken analizileri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, psikolojik sermaye ile örgütsel özdeşleşme arasında negatif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık, psikolojik sermaye ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Örgütsel özdeşleşme ile psikolojik iyi oluş arasında ise negatif yönlü ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Ayrıca yapılan aracılık analizi sonucunda, psikolojik iyi oluşun psikolojik sermaye ile örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişkide tam aracılık rolü üstlendiği ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular tartışılmış, araştırmanın sınırlılıklarından bahsedilmiş, örgütler ve ilerideki çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.Item type:Publication, Access status: Open Access , Anahtarlamalı Jiratörün Enerji Sistemlerinde Uygulamaları(İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) NAPEYDA, ALİ; BİLGİÇ, MEHMET ORUÇElektrik güç sistemleri, hızla büyüyen ve giderek karmaşıklaşan bir yapıya sahiptir. Bu sistemlerde, üretim ile talep arasındaki dengeyi sağlamak için güvenilir ve istikrarlı bir enerji temini büyük önem taşır. Ayrıca, sistemin tüm bileşenlerinin etkin ve verimli bir şekilde çalışması da kritik bir rol oynar. Ancak, artan yük talebi ve büyük ölçekli yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonuyla birlikte, düzensiz güç akışı dağılımı, hat aşırı yüklenmesi, artan kayıplar ve azalan güç iletimi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar, şebekenin zayıflamasına yol açmaktadır. Zayıf şebekelerin iki temel özelliği bulunmaktadır: yüksek şebeke empedansı ve zengin arka plan harmonikleri. Bu özellikler, sistemin kararlılığı ve verimliliği üzerinde ciddi zorluklar yaratmakta ve elektrik güç sisteminin performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Güç iletim sistemlerinde karşılaşılan temel sorunlardan biri, reaktif güç dengesizliği ve iletim kayıplarıdır. Bu durum, sistem kararlılığını ve güç kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Reaktif güç kompanzasyonu, bu dengesizliği gidermek ve güç kalitesini iyileştirmek için kullanılan etkili bir yöntemdir. Aynı zamanda, sistem verimliliğini artırarak enerji kayıplarını azaltır ve şebekenin daha kararlı çalışmasını sağlar. Yarı iletken teknolojisinin yaygınlaşmasından önce, reaktif güç kompanzasyonu gibi sorunlar elektromekanik anahtarlar aracılığıyla çözülüyordu. Bu yöntemde, şebekeye kondansatör, reaktör veya senkron jeneratör gibi bileşenler uygulanıyordu. Ancak mekanik anahtarların kullanımı birçok dezavantajı beraberinde getiriyordu. Bunlar arasında, tepki sürelerinin oldukça yavaş olması ve zamanla aşınmalarının yaygın bir sorun haline gelmesi öne çıkıyordu. Bu durum, sistemin verimliliğini ve güvenilirliğini olumsuz etkiliyordu. Ancak günümüzde güç elektroniği tabanlı esnek "AC" iletim sistemleri (FACTS) ve özellikle birleşik güç akış denetleyicisi (UPFC) gibi modern teknolojiler, iletim hatları ve bara gerilimlerinde reaktif ve aktif gücün aynı anda bağımsız olarak kontrol edilmesini mümkün kılmaktadır. Bu teknolojiler, iletim hatlarının hem statik hem de dinamik işleyişi açısından önemli avantajlar sunar. Ayrıca, bu tür cihazlar, akıllı şebekelerin gelişimine öncülük ederek, güç sisteminin esneklik, kararlılık ve verimliliğini artıran etkili bir çözüm sağlamaktadır. Bu alandaki yenilikçi uygulamalardan biri, anahtarlamalı jiratör ile değişken kondansatör elde ederek reaktif güç kompanzasyonu sağlamasıdır. Bu yöntem, reaktif güçten kaynaklanan sorunlara karşı ileri düzey bir teknoloji sunar ve güç sistemlerindeki güç akışının daha etkili bir şekilde yönetilmesini ve kontrol edilmesini mümkün kılar. Jiratörler, temelde bir tür aktif devre elemanı olarak, reaktif ve aktif güç arasındaki ilişkiyi optimize edebilir ve enerji akışını daha verimli hale getirebilir. Bu çalışmada, bu prensibi temel alan benzer uygulamalar incelenmektedir. Özellikle çift yönlü "MOSFET" anahtarlarıyla entegre edilen anahtarlamalı jiratörler, dört bölgeli çalışma modları sayesinde enerji transferinde büyük bir esneklik sağlar ve sistem kararlılığını artırır. Bu özellikleri nedeniyle anahtarlamalı jiratörler, geleceğin enerji sistemlerinde kritik bir rol oynayabilecek ve yeni nesil teknolojiler arasında yer almaya adaydır. Bu teknoloji, enerji şebekelerinin daha esnek, kararlı ve verimli çalışmasına doğrudan katkıda bulunmaktadır.Item type:Publication, Access status: Open Access , Analyzing Consumer Behavior in Stockpiling Food Commodities During Crisis: a Case Study of the 2023 Gaza War(İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) ALSHAFEI, TAGHREED; Murat Taha BilişikThis study explores the behavior of stockpiling for food commodities during times of crises, with a focus on wheat flour as the subject of study during the ongoing Gaza War in 2023. Flour is considered one of the most crucial food items that residents of Gaza sought to stockpile, as it plays a vital role in ensuring food security and protecting against hunger. The study analyzes the economic, situational, social, and psychological factors influencing individuals' decisions to stockpile this commodity. A survey was used to collect data from citizens in different areas of the Gaza Strip, and the data was analyzed using the SPSS software. The results revealed a strong correlation between the studied factors and the decision to stockpile, indicating the importance of understanding these factors to predict consumer behavior during crises. Based on these findings, several recommendations were provided to improve stock management strategies and deal with future crises.Item type:Publication, Access status: Open Access , Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetiminde Geleneksel Yöntemler ile Blok Zinciri Tabanlı Yaklaşımların Karşılaştırmalı Analizi(İstanbul Kültür Üniversitesi, 2025) BAYRAKAL, ŞEYMA NUR; Murat Taha BilişikBu tezde, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi (STZY) alanında geleneksel yöntemler ile blok zinciri teknolojisine dayalı uygulamalar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tez çalışmasının temel amacı, blok zincirinin şeffaflık, izlenebilirlik, maliyet etkinliği ve yasal uyum gibi sürdürülebilirlik kriterleri açısından geleneksel yöntemlere göre sunduğu avantaj ve dezavantajları ortaya koymaktır. Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemi kullanılarak kriterler ağırlıklandırılmış ve karar vericilerin görüşlerine dayalı olarak alternatifler değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, blok zinciri tabanlı sistemlerin sürdürülebilirlik açısından geleneksel yöntemlere göre daha avantajlı olduğu görülmüştür.
