Mayıs/Haziran 1996 120 000 TL IKDV Dahil) • • ALı • ■ t f f f l1’ i . I > ' jJ - * - yI Mik jjy w k • ı i •« Bilgi Okııı-y Bilgi Toplu m un un öneticilerinin Demografik i ve isletme Yönetimi Bilgi Okuryazarı Yaşadıkça Eğitim - 10 Yapılan araştırma sonucuna göre Bilgi Toplumunun Karnedeki Başarı Türkiye'deki özel yöneticilerinin bir Öğrenci Kadar çoğunun yönetim konusunda yeterli Bireyi bilgiye sahip olmadıklan ortaya Öğretmen ve Anne çıkmıştır. Babaların da Başarısıdır Dr. İlhamı FINDIKÇI Yaratıcı Olmak 24 • • Dr. Çağlayan DINÇER Öğretim G.Ü. Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi Çocuk Geliş imi ve Aile Ekonomisi Yaygın Eğitimi Liderliği Bölümü Araştırma Görevlisi ve Okul Etkililiği Yrd. Doç. Dr. Ali İlker GÜMÜŞELİ Yıldız Teknik Üni. Fen Edebiyat Fakültesi Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bülent YILMAZ Araştırmalara göre okul etkililiği İle Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim liderliği arasında Kütüphanecilik Bölümü yakın bir ilişki vardır. Bilgi, günümüzde ekonomik bir güç niteliği kazanmış ve alınır-satılır bir mal (meta) olmuştur. Yükseköğretim g ve Emeklilik: E İsrail Deneyimi Ana-Baba Dr. Muallâ Bilgin AKSU Eğitimi Fırat Üni. Teknik Eğitim Fak. Eğt. Bil. Böl. Öğr. Üyesi Yrd. Doç.' Dr. Muhteşem TELSİZ Hacettepe Üniversitesi Ev İdaresi ve Aile İnsan ömrünün uzadığı gerçeğinden Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi yola çıkılırsa, insan gücüne gerekli Arş. Gör. Hülya ÖZTOP yatırımı yapmak ve bilimsel Hacettepe Üniversitesi Ev İdaresi ve1 Aile çalışmalara verilen destek; toplumsal, Ekonomisi Bölümü Araştırma Görevlisi kültürel ve ekonomik kalkınmaya güç sağlayacaktır. Özel Okul Yöneticilerinin 17 Demografik İnsanlara yaratıcı olmayı öğretemeyebiliriz fakat yaratıcı Özelliklerini ve İşletme olmanın ne olduğunu keş Yönetim Konusundaki fetmelerine yardım edebiliriz. Ana-babalar çocuklarını Bilgilerini İncelemeye en iyi şekilde nasıl yetiştirecekleri konusunda kararsız Yönelik Bir Araştırma kaldıklarından, YAYINLAR ana-baba eğitimi zorunlu hale gelmektedir. A. Filiz SUSAR İ.Û. Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü A-1 A V. I Yasadıkça Eğitim AAerhaba Değerli Okuyucularımız, Mayıs/Haziran 1996 120.000 TL. (KDV Dahil) ISBN: 1300-1272 46 Dergimizin 46. sayısında sîzlere tekrar ulaşabilmenin memnuniyetini taşımaktayız. Sahibi KÜLTÜR HİZMETLERİ A.£. Hızla gelişmekte ve değişmekle olan toplumsal Fahamettin AKINGÜÇ yaşamın, kaçınılmaz bir zorunluluğu olan bilgi Genel Yayın Yönetmeni Bahar AKINGÜÇ GÜNVER toplumunun bir bireyi olabilmenin önemi ve niteliklerini "Bilgi Toplumunun Bireyi" başlıklı yazımızda bulabilirsiniz. Yazı İşleri Müdürü Dr. İlhami FINDIKÇI Yetişkin eğitimi'nin günümüzde oldukça önem Yayın Yardımcısı kazanmaya başlaması ve dergimizin isminden de Neşe ESER anlaşılacağı üzere, yaşam boyu öğrenme'nin amaçlandığı Teknik Yönetmen yayınlarımızda sizlere, eğitime yönelik her türlü yazı ile Kudret GÜVENÇ ulaşmaya çalıştık ve çalışacağız. Yetişkin eğitiminin Dizgi Cemal TURAN toplumsal süreçte en önemli konularından biri olan "Anne- Nermin TAŞKIRAN Baba Eğitimi" tüm anne-babalara ve gelecekte anne baba Montaj olacak gençlerimize rehber bir yazı niteliği taşımaktadır. Zafer UZUNTÜRK Diğer bir yetişkin eğitimi modeli de "Yüksek Öğretim ve Fotoğraflar Emeklilik: İsrail Deneyimi" başlıklı yazı da sunulmaktadır. Temel YİRMİBEŞ Çetin ÖZER t Coşkun İPEK kul yönetimine ilişkin iki araştırma özetlerinin yer aldığı Renk ayırımı ve film çıkış O"Öğretim Liderliği ve Okul Etkililiği" ve "Özel Okul Filmon Ltd.Şti. Yöneticilerinin Demografik Özelliklerini ve İşletme Baskı ve Cilt Yönetimi Konusundaki Bilgilerini İncelemeye Yönelik Bir Çınar Ofset Araştırma" başlıklı yazılarımızda bulabilirsiniz. Yapım/Yönetim YA/BA A.Ş. Bu sayımızda yer alan "Çocuğun Gelişimi Eğitimi ve 9.-10. Kısım34 750 ATAKÖY/İSTANBUL Oyun" ve "Yaratıcı Olmak" başlıklı yazılarımızda Tel: 0(212) 559 04 88 çocuğun oyun içersindeki yaratıcılığı ve yaratıcı insan Fax: 0(212) 560 47 79 olmanın özellikleri yansıtılmaktadır. © Kültür Koleji Yayınları Yrd. Doç. Dr. Niyazi CAN'ın "Milli Eğitimde Sistem Örgüt ISSN: 1300- 1272 ve Kaynak Kullanımını Geliştirme" başlıklı yazısı, Her türlü yayın hakkı KÜLTÜR HİZMETLERİ A.Ş.’ne aittir. Türk Eğitim Sisteminde Okul Örgütleri ve ortak kaynak Dergide yer alan yazılardan kullanımı'nın geliştirilmesine yönelik inceleme, sonuç ve akademik kurallar çerçevesinde, kaynak gösterilerek yararlanılabilir. önerileri içermektedir. Fiyatı aşadıkça Eğitim köşemizin bu sayıdaki konusu 1 20 000 TL. (KDV Dahil) "Karnedeki Başan Öğrenci Kadar Öğretmen ve Anne- KKTC için 200 OOOTL (KDV Dohil) Y Babalann da Başarısıdır" başlığını taşıyor ve okullarımızın Abone koşulları Yıllık (6 sayı için indirimli) 600 000 TL. tatil'e girdiği şu günlerde ilginizi çekecek bir yazı olduğunu Abone ücretleri için; sanıyoruz. Yapı Kredi Bankası Bakırköy Şubesi Hesap No: 2888-6 Saygılarımızla. Yaşadıkça Eğitim ya da Posta Çeki Hesap No: 475 009 Bilgi Okuryazarı: Bilgi Toplumunun Bireyi Dr. Bülent YILMAZ Hacettepe Ün iv. Ed. Fak. Kütüphanecilik Bölümü. Bilgi, günümüzde ekonomik bir güç niteliği kazanmış ve alınır-satılır bir mal (meta) olmuştur. Son yıllarda çok sık duyulan kavramlar­ Sözü edilen bu toplumsal değişim doğal dan birisi de “bilgi toplumu”dur. Toplum­ olarak bu değişime ayak uydurabilen, bu sal yaşamın ve değişimin artık çok büyük değişimin gerektirdiği niteliklere sahip bi­ ölçüde bilgiye dayandığını ifade etmek için rey olmamızı zorunlu kılmaktadır. Başlan­ kullanılan bu kavram “bilgi”ye ilişkin an­ gıçta önemli olan “okuryazarlık” ti; da­ lamlı değişimlerden doğmuştur. Bilgi, gü­ ha sonra bu okuryazarlığın günlük yaşam­ nümüzde ekonomik bir güç/kaynak nite­ da kullanılması anlamına gelen “işlevsel liği kazanmış ve alınır-satılır bir mal (meta) okuryazarlık” ön plâna çıktı; peşinden olmuştur. Bilgiye dayalı hizmet sektörü, bilgisayar kullanmayı anlatan “bilgisayar ekonomi içinde sanayi ve tarım sektörün­ okuryazarlığı” geldi. Yani, bir beceri den daha fazla paya sahip duruma gelmiş­ olan okuryazarlık değişen koşullara göre tir. Bilginin üretim hızı çok artmıştır. Öyle yeni içeriklere bürünmektedir. Günümüz­ ki, son otuz yılda, önceki 5000 yıldan da­ de ise, bilgi toplumuna bağlı olarak yeni ha fazla bilgi üretilmiştir. Bir başka biçim­ bir okur yazarlık türü doğmuştur: Bilgi de söylemek gerekirse, üre• tilen bilgi 4 yıl- okuryazarlığı. 1970’li yıllarda kullanıl­ da ikiye katlanmaktadır, iletişim ve elek­ maya başlanan bilgi okuryazarlığı kavramı, tronik teknolojilerindeki hızlı gelişim saye­ günümüz toplumunda üretken bir yaşam sinde bilgi dünya çapında ve son derece için kişinin yaşamı boyunca bilgiyi elde hızlı bir biçimde paylaşılabilmektedir. Bil­ edip, kullanabilme becerisine sahip olması gisayar ağlarının ağı anlamına gelen Inter- ve bu beceriyi geliştirmesi zorunluluğun­ net’in milyonlarca kullanıcısı vardır. Bu ağ dan kaynaklanmıştır. Çünkü, daha önce sayesinde evinizdeki bilgisayarınızdan de belirttiğimiz üzere, günümüzde, Avustralya’daki bir kütüphaneye ulaşabi­ a) Bilgi çok önemlidir. Bilgi sektöründe lir, ya da ODTÜ ders program kaydınızı yer alan mesleklerin sayısı giderek art­ evinizden yapabilirsiniz. Bilgiye ilişkin maktadır. Bir iş bulabilmek için bilginin meslekler geleceğin meslekleri olarak gö­ nereden, nasıl elde edilip kullanılabile­ rülmekte, ülkeler sahip oldukları insangü- ceğini bitmek gerekmektedir. Birer bil­ cü potansiyellerini bu alana yöneltmekte­ gi merkezi olan kütüphanelerden ya­ dirler. Kısaca, giderek bilginin egemen ol­ rarlanabilmek için bilgi okuryazan ol duğu bir toplum yapısı ile karşı karşıya kal­ mak zorundayız. Çünkü, kütüphaneler maktayız. artık sadece basılı biçimdeki ansiklope­ 2. YAŞADIKÇA EĞİTİM /46/1996 diler ve dergiler içermemekte, elektro­ bilgi kullanır. nik bilgi kaynaklan da giderek artmak­ • O, nasıl öğrenileceğini öğrenmiştir. Bil­ tadır. ginin nasıl organize edileceğini, nasıl bu­ b) Bilgi katlanarak çoğaltmakta ve karma­ lunacağını ve kullanılacağını bilir. şıklaşmaktadır. Büyük ve karmaşık bir yı­ • Yaşamboyu öğrenir. Çünkü, bilgiyi ya- ğının içinden istenilen bilgiyi bulmak es­ şamboyu kullanır. Etkili ve başanlı olma­ kisinden daha güçtür. Eğer bilgisayar nın bilgiyi kullanmaktan geçtiğini bilir. kullanmayı bilmiyor ve yabancı diliniz iyi • Kütüphane kullanmanın önemini anla­ değilse yakın bir gelecekte bilgiye ulaş­ mıştır. mak sizin için sorun olacaktır. İşte, bu Elbette, bu niteliklerin kazandırılması önemli nedenle de bilgi okuryazarı ol­ bir eğitim ve öğretim sorunudur. Yani, bi­ mak zorundayız. rey ancak eğitim ve öğretim sayesinde bil­ c) Yeni teknolojiler bilgiyi elde etme ve on­ gi okuryazarı olabilir, bu beceriyi kazanabi­ dan yararlanma biçimini değiştirmiştir. lir. 21. Yüzyıl’a hazırlanırken özellikle Bir başka deyişle, bilginin, üzerine kay­ devletin ve eğtimcilerin bu gerçeğin tar­ dedildiği araçlar değişmiş, çeşitlenmiş­ landa olmaları gerekmektedir. İlkokuldan tir. Veri tabanları, CD-ROM, bilgi ağlan, üniversiteye kadar eğitimin her aşamasın­ elektronik kitap ve dergiler, Internet ye­ da bu beceriyi kazandırma çabaları sürdü­ ni teknolojinin yarattığı yeni bilgi kay­ rülmelidir. naklan/araçtandır. Artık, birey gereksi­ Gelişmiş ülkeler bilgi okuryazarlığını ge­ nim duyduğu bilgiyi elde etmek için ba­ liştirmek için öncelikle eğitim sistemlerini sılı kaynaklann yanısıra bu türden elekt­ bu konuya yönelik olarak düzenlemekte­ ronik materyallerden de haberdar olup, dirler. Ayrıca, yine bu konu ile ilgili olarak kullanabilmelidir. Kişilerin birbirleriyle öğrenim ve öğretim merkezleri kurulmak­ iletişiminde mektup, telgraf ve telefo­ ta, kurslar açılmakta, konferanslar veril­ nun yerini giderek elektronik haberleş­ mekte, kütüphaneler bu konuda eğitim me (e-mail) almaktadır. Dolayısıyla, gü­ programlan düzenlenmektedir. nümüzde iletişim için de bilgi okuryaza- Buraya kadar söz edilen gerçeklerin Tür­ n olmak gerekmektedir. kiye’ye henüz uzak olduğu söylenebilir ve Tüm bu gerekliliklerden sonra bir bil­ bu büyük ölçüde doğrudur. Ancak, Türki­ gi okuryazarının nitelikleri şöylece sırala­ ye'nin gerçeğini de değiştirmek zorunda nabilir: olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Ön­ • Karar vermede doğru ve tam bilgiyi kul­ celikle eğitimci ve kütüphanecilere önü­ lanmasını bilir. müzdeki dönemde çok iş düşecektir. Ayrı­ • Bilgi gereksiniminin ne olduğunu bilir. ca, bireyler de kendilerini sözü edilen bu Bir başka deyişle, o, ne bildiğinin ve ne döneme göre şimdiden donatmak zorun­ bilmediğjnin, hangi bilgiye gereksinim dadırlar. Aksi takdirde, hem devlet ve top­ duyduğunun farkındadır. lum hem de birey olarak hazırlıksız yaka­ • Bilgiyi elde edebileceği temel basılı ve lanma riski yüksek olacaktır. elektronik kaynaklan bilir. Bilgisayara ve diğer teknolojilere dayalı bilgi kaynakla­ rına başvurur. • Bilgi arama stratejileri geliştirebilir. • Bilgisini ve bilgi elde etme becerisini sü­ rekli geliştirir. • Sahip olduğu bilgiyi günlük yaşamında kullanır, yani uygulamaya geçirir. • Yeni bilgileri sahip olduğu bilgilerle bü­ tünleştirir. • Eleştirel düşünmede ve sorun çözmede YAŞADIKÇA EĞİTİM /4Ğ/1996 .._3 Aııa-Baba Eğitimi Arş.Gör. Hülya ÖZTOP H. 0. Ev İdaresi ve Aile Ekonomisi Bölümü Araştırma Görevlisi Yrd.Doç.Dr. Muhteşem Telsiz H.Ü. Ev İdaresi ve Aile Ekonomisi Bölümü öğretim Üyesi Ana-babalar çocuklarını en iyi şekilde nasıl yetiştirecekleri konusunda kararsız kaldıklarından, ana-baba eğitimi zorunlu hale gelmektedir. Aile, çocuğun ilk sosyal deneyimini sorumluluğu azalırdı. Bugün ise ana- edindiği ve kişiliğinin temellerinin atıl­ babalar geniş aile tipinin destekleyici dığı bir kurumdur. Bu kurumda şüphe­ ilişkilerinden günden güne uzaklaş­ siz en etkin rolü olan anne ve babala­ maktadırlar (Telsiz, 1983). ra, çocuklarının gelecekteki kişiliğini Aynı zamanda günümüzde anne ve belirlemede büyük görevler düşmekte­ babalar artık geleneksel çocuk yetiştir­ dir. Ancak endüstrileşme ve kentleşme me yöntemlerinin yetersizliğinin de bi­ sürecine bağlı olarak toplumlarda mey­ lincindedirler. Bu durum ana-babalan dana gelen hızlı değişim, ana-babalığa “en sağlıklı eğitim koşullan” konusun­ ilişkin bilgi ve becerileri de etkilemek­ da bir arayışa itmektedir (Yavuzer, te, çocukların toplumsallaşması olduk­ 1994b). Ana-babalar çocuklanm en iyi ça zor ve karmaşık hale gelmektedir şekilde nasıl yetiştirecekleri konusun­ (Fine ve Henry, 1989). da kararsız kaldıklanndan, ana-baba Diğer taraftan toplumda meydana eğitimi zorunlu hale gelmektedir (Cra- gelen hızlı değişimle birlikte, ana-baba- se, Colleen ve Kontos, 1981). lığa ilişkin bilgi ve becerileri edinme Ana-baba eğitimi, anne ve babalara günümüzde yaygın olan çekirdek aile çocuklarım fiziksel, ruhsal, duygusal tipinde geniş aile ortamına göre daha ve sosyal yönden gelişimlerinin her çok önem kazanmıştır. Çocuk yetiştir­ aşamasında gerekli olan yetenek ve an­ menin sorumlulukları ve fonksiyonları­ layışı kazanmalarına yardımcı olan bir nın diğer aile bireyleri tarafından des­ eğitimdir (Mary, 1960). teklendiği geniş ailelerde ana-babaların | Ana-baba eğitiminin amacı, çocukla- 4 __________„_________________ YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 rını yetiştirmede arzu edilen davranı­ cuklarına iyi birer model olabilmek lan geliştirmeleri konusunda, ailelere için çeşitli bilgilere gereksinme duyar­ rehber olarak, ana-baba ile çocuk ilişki­ lar (Yavuzer, 1994a). lerinde tutum ve davranışların olumlu Yurt dışında bu konuya ilişkin yapı­ yönde değişmesini sağlamaktır (Telsiz, lan bir araştırmada 0-6 yaş grubunda 1992). çocuğu olan anne ve babaların, Ayrıca ailelerin çocuk gelişimi ve eği­ çocuğun kazalara karşı korun­ timi konusunda bilgilendirilmelerini ması ve bakımına ilişkin konu­ Çocuğun okula sağlamak, her yaşın gelişim özelliğine larda bilgiye ihtiyaçları olduğu göre çocuklarını tanımalarına yardımcı uyumu yfe saptanmıştır (Crase, Colleen ve olmak, ana-babaları çocuklarıyla sağlık­ Kontos, 1981). okuldaki başarısı, lı iletişim kurmanın önemi konusunda Okul çağı, çocuğun aileden çı­ anababanın çocuk bilgilendirmek, çocukların davranış ve kıp dış dünyaya açıldığı, toplum­ yetiştirmedeki alışkanlıklarını değiştirme yollarını öğ­ sal çevreye karıştığı çağdır. Oku­ başarısının retmek ana-baba eğitiminin amaçların- la başlama çocuk yönünden bel­ ölçüsüdür. dandır (Üstünoğlu, 1990). li bir ruhsal olgunluğa ulaşmış Ana-baba eğitimi programlarının ge­ olmayı gerektirir. Okul bir bakı­ liştirilmesinde ilk olarak ebeveynlerin, ma evde kazanılan eğitimin sınandığı çocuk yetiştirmeye ilişkin gereksinme yerdir. Çocuğun okula uyumu ve okul­ duydukları bilgilerin saptanması gerek­ daki başarısı, ana-babamn çocuk yetiş­ mektedir (Crase, Colleen ve Kontos tirmedeki başarısının ölçüsüdür (Yörü- 1981). koğlu, 1983). Çocuğun ilkokula başla­ Ana-babalarm ailenin başlangıcından masıyla birlikte, aile kritik bir döneme sona ermesine kadar içinde bulunduğu girer. Bu dönemde anne babaların dav­ yaşam dönemlerine göre ana-baba eği­ ranışları çocuğun eğitim sürecinin ge­ timine ilişkin bilgi gereksinmeleri fark­ leceği açısından büyük önem taşır (Du­ lılık gösterebilmektedir (Rusell ve Ru- vall, 1971). sell, 1987; Wyckoff, 1980). Çocuğun ergenlik dönemi ise, ana- Hamilelik devresi, genç çiftler için babalarm üstlendikleri rolleri yerine ana-babalık rollerinin belirlendiği ve getirmede güçlük çektikleri bir dönem­ evle ilgili alışılagelmiş günlük faaliyet­ dir. Çünkü ana-baba ile ergenlik çağın­ lerin yeniden düzenlendiği bir devre daki çocuklar arasındaki değer ve dav- olarak görünmekle beraber, bu devre­ de karı ve koca ana-babalığa geçiş için hiçbir zaman tam olarak hazırlanamaz- lar. Oysa ana-babalık, karı-kocalar için evlilikten çok daha fazla olgunluk ge­ rektirir. Bu devrede, çocuğun gerek­ sinmelerini karşılama ve en iyi şekilde eğitilmesine ilişkin bilgiler önem ka­ zanmaya başladığından, yeni ana-baba- ların bu konuda yeni beceriler kazan­ maları gerekmektedir (Telsiz, 1983). Okul öncesi dönemde ise ana-baba tutumları, çocuğun kişilik yapışım, duygu ve düşüncesini doğrudan etkile­ diğinden, bu dönemde ana-babalar ço­ YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 ...5 babalar, hem de yetişkin çocukları için sorun yaratabilir. Bu sorunların en aza indirilebilmesi ve aynı zamanda yaşlı ebeveynlerin büyükanne ve büyükba­ ba olarak üstlendikleri yeni rollerine uyum sağlayabilmeleri için bu dönem­ de de ana-baba eğitimine gerek duyula­ bilir (Earhart, 1980). Ana-babalar ebeveynliğe ilişkin ge­ reksinme duydukları bilgileri, genellik­ le yakınlarından, arkadaşlarından, bu konudaki uzman kişilerden, rehber öğ­ retmenlerden ve kitle iletişim araçla­ rından elde edebilmektedirler (Crase Colleen ve Kon tos, 1981). Ülkemizde yapılan bir araştırmada, anne-babaların çoğunluğunun ebeveynliğe ilişkin ge­ reksinme duydukları bilgileri televiz­ yondan edindikleri saptanmıştır. (Öz- top, 1994). Sonuç olarak, ülkemiz hızlı bir top­ ranış farklılıkları, ailede kuşaklar arası lumsal değişme süreci içerisindedir ve çatışmalara neden olmaktadır (Mary bu toplumsal değişmeler aileye geniş ve Williams, 1981). Bu çatışmaları en ölçüde yansımaktadır. Anne ve babalar aza indirmek ancak ana-babaların ço- da bu hızlı değişim karşısında çocukla­ cuklarımn içinde bulundukları döne­ rına rehber olmakta zorlanmaktadırlar. me uygun davranış modelleri geliştire­ Toplumun temeli ve sosyal yapının çe­ bilmeleriyle mümkündür. kirdeği olan ailenin temel işlevleri ara­ Ana-baba eğitim programları geliştir- sında çocuk yetiştirme önemli bir yer mek amacıyla yapılan araştırmalarda, tutar. Aile içinde çocuğa gösterilen ı okul çağında ve ergenlik çağında davranışlar onun kişilik, sosyal ve zi­ çocuğu olan ana-babaların; para­ AUe içinde hinsel gelişimini yaşamının her aşama­nın kullanımı konusunda eğitim çocuğa gösterilen sında etkiler. Ana-babaların çocukları­verme, çocuk üzerinde disiplini davranışlar onun na istenilen davranış ve alışkanlıkları sağlama, çocukla iletişim kurma, kişilik, sosyal ve çocuğun bağımsızlaşma isteği kazandırabilmeleri, kendi kendini de­ zihinsel gelişimini karşısında tutum ve davranış be­ netleyen, duygu ve düşüncelerini öz­ gürce ifade edebilen ve girişimci bir bi­ yaşamının her lirleme, okul çalışmalarım moti­ rey olmalarım sağlayabilmeleri, önce­ aşamasında etkiler. ve etme, çocuğun fiziksel ve likle onları tanımaları ve onlarla sağlık­ ■ duygusal gelişimine yardımcı ol­ lı bir iletişim kurmalarıyla mümkün­ ma gibi konularda bilgiye gerek­ sinme duydukları saptanmıştır (Crase, dür. Bu nedenle, ana-babalarm çocu­ ğun her yaş dönemindeki gelişim özel­ Colleen ve Kon tos 1981). likleri hakkında gerekli bilgi ve beceri­ Ana-babalığın son devresinde ise yaş­ ye sahip olması önemlidir. Ailelerin ço­ lı ebeveynler ve yetişkin çocukları ara­ cuklarını yetiştirmede karşılaştıkları so­ sında değişen roller, buna bağlı olarak runların en aza indirilebilmesi anne ve beklentilerdeki değişiklikler, hem ana- babaların eğitilmesi ile mümkündür. VAŞADIKÇa EĞItİM/46/1996 6- Bunun için: - Ana-baba okulları sayıca açtırılıp, ülke çapında yaygınlaştırılarak anne ve babalar çocuklarının her yaş dönemin­ deki gelişim özellikleri hakkında bilinç- lendirilmelidir. ■ Anne ve babalara yönelik eğitim hizmetlerinden yararlanacak hedef kit­ lelerin gereksinim, sorun ve beklentile­ ri net olarak belirlenmelidir. - Ailelerin ana-babalığa ilişkin bilgi ih­ tiyaçlarına daha iyi cevap verebilmek amacıyla, onların bu konuda sorunları­ nı inceleyen araştırmalar arttırılarak ana-baba eğitimi programları geliştiril­ meli ve aileye yönelik hizmetlerin ras­ yonel biçimde harekete geçirilmesini sağlayacak eğitim prorgamlarınm etkin­ liği sürekli olarak değerlendirilmelidir. baba rollerine ilişkin bilgi sahibi olabil­ - Anne ve babaların bilgi ihtiyaçları­ meleri için ana-baba eğitimi örgün eği­ nın karşılanması konusundaki eğiti­ timin çeşitli aşamalarında ders prog­ min, ülkenin her köşesine yapılabilme­ ramları içerisinde yer almalı ve bu ko­ si için kitle iletişim araçlarından yarar­ nuda ders materyalleri geliştirilmelidir. lanılmalı, hem göze hem kulağa hitap - Eğitim programlarına ulaşılabilirliği etmesi açısından özellikle televizyon kolaylaştırmak amacıyla, ana-baba eği­ ana-baba eğitiminde etkin bir biçimde timi veren kuruluşların kamu oyuna kullanılmalıdır. yeterli tanıtımı yapılmalıdır. - Ana-baba eğitimi yalnız yetişkin eği­ timi ile sınırlı kalmayıp, çocukların ve KAYNAKÇA 1 .Crose, SJ., Colleen, C., Kontos, S. (1981) Parent Education Needs And Sources As gençlerin gelecekte üstlenecekleri ana- Perceived by Parents Home Economics Research Journal 9 (3) 221-231 2. Duvall, E.M (1971) Family Development Lippinoat Company, New York. 3. Earhart, E.M. (1980) Parent Education: A Life Long Process, Journal of Home Econo­ mics. 72 (11: 39-43 4 Fine, J.M, Henry, A.S. (1989) Professional Issues in Parent Education, London. 5. May, S.l. (I960] Home and Family Life Education. Handbook of Adult Education Washington. 6. Mary, W.H., Williams, J.W. (1981) Current Chalenges in Education for Parent­ hood Family Relations, 30 : 579-584 7. Özlop, H. (1994) Anne ve Babaların Ebeveyn Eğilimine İlişkin Bilgi İhtiyacının Belirlenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ev idaresi ve Aile Ekono­ misi Programı Basılmamış Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara. 8. Rusell, G., Rusell, A. (1987) Mother Child and Father-Child Relationship in Middle Childhood. Child Development, 56 : 1573-1585. 9. Telsiz, M. (1983) İlk Çocuğun Aileye Girmesiyle Genç Çiftlerin Karşılaştıkları So­ runların Ev İdaresi ve Aile Ekonomisi Açısından İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ev İdaresi ve Aile Ekonomisi Programı Basılmamış Doktora Te­ zi, Ankara. 10. Telsiz, M (1992) Aile Yaşantısı Eğitimi Amacı ve Gerekliliği. Ev Ekonomisi Dergisi, 5:^51-52. 1 1. Üstünoğlu, Ü. (1990) Ailelerin Okul Öncesi Dönemin Önemi Konusunda Bilinçlen­ dirilmesi. Türkiye Aile Yıllığı T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınlan Genel Yayın No: 10 Ankara. 12. Wyckooff, J.L. (1980) Parent Education Programs : Ready, Set, Go! Handbook on Parent Education, London. 13. Yavuzer, H. (1994a) Ano Baba ve Çocuk. Remzi Kitapevi 7 Basım. Evrim Matba acılık Cağaloğlu-İstanbul 14........................ (1994b) Ana-Baba Okulu, Remzi Kitapevi 5. Basım. Cağaloğlu-lslan- bul. 15. Yörükoğlu, A. (1983) Çocuk Ruh Sağlığı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Türk Ta­ rih Kurumu Basımevi Ankara. YAŞADIKÇA EĞİTİM /46/1996 YASADIKÇA EĞİTİM-10 z z Karnedeki Başarı Öğrenci Kadar Öğretmen ve Ana Babaların da Başarısıdır Dr. İlhami FINDIKÇI Davranış Bilimleri Uzmanı Kültür Koleji Akademik Destek Genel Müdür Yardımcısı Okuldan Karne alacak milyonlarca öğrenci kadar onların anne-babaları hatta yakın çevre­lerinde bulunan diğer insanlar da karne heyecanı yaşıyor. Karne, eğit-bilim açısından kabaca belirli bir eğitim-öğretim süreci sonunda öğrencinin ça­lışmalarını herkesin anlayabileceği şekilde belirleyen bir değerlendirmedir. Ölçme ve değerlendirme, eğit-bilimin son derecede önemli ve temel konuları arasında yer almaktadır. An­ cak bu yazıda karnenin aile ortamında anne-baba-çocuk ilişkilerine etkisi üzerinde durmak ve bazı önerilerde bulunmak istiyoruz. • Karne, öğretmenlerin bir öğretim yılı boyunca verdikleri eğitim-öğretimin ve yaptıkları ölçme-değerlendirme çalışmalarının en genel sonuçlarım içermektedir. Performansının değerlendiriliyor olması doğal olarak öğrenciyi heyecanlandırır. Bu dönemde çocuk sıkı­ labilir, günlük alışkanlıklarında davranışlarında küçük değişiklikler, hırçınlıklar, aşırılıklar görülebilir. • Karne yoluyla değerlendirilmenin çocukta oluşturacağı kaygı, onun pasifıze olmasına çev­ resiyle kurduğu ilişkilerin bozulmasma hatta beslenme düzeninin bozulmasına bile yol açabilir. • Değerlendirmenin temel amacı, eğitim-öğretim uygulamaları yoluyla öğrenciye kazandırı­ lan bilgi ve becerilerin düzeyini belirlemektir. Tüm öğretmenlerin değerlendirmeyi objek­ tif esaslara göre yapma gayreti içinde olduklarını düşünüyoruz. Bununla birlikte her ölç­ me değerlendirme sürecinde olduğu gibi öğrenciyi notla değerlendirmede de olayın bir sübjektif yönü olduğu unutulmamalıdır. • Ne yazık ki bazı anne-babaların karne sonuçlarını bir koz olarak, bir baskı aracı hatta bir küçük düşürme aracı olarak gördüklerini gözlüyoruz. Karnedeki sonuçların öncelikle ço- cuğun çalışmalarının sonucu olduğu doğrudur. Ancak çocuğun çalışmalarını etkileyen daha doğrusu başarısını etkileyen bir çok faktörün bulunduğu bir gerçektir. • Her çocuğun kendisine has olduğu farklı kişilik, zekâ ve gelişim özelliklerine sahip oldu­ ğu unutulmamalıdır. Yanlış olduğu bilinmesine karşılık çocukların birbirleri ile karşılaştı­ rılması alışkanlığını bir çok anne-baba halen sürdürmekedir. • Karne, çocuğun başarısı olduğu kadar aynı zamanda öğretmenin ve anne-babanın da ba­ şarısıdır. Çünkü, yapılan bilimsel araşürmalar, normal çocuklardaki okul başarısızlığının en önemli nedenleri arasında uygun olmayan öğretim yöntemi ve uygun olmayan aile or­ tamını öncelikle göstermektedirler. • Şu halde çocuğun başarısızlığı sözkonusu ise bunun nedenleri üzerinde durulmalıdır. "Az çalışma" tek neden olmaktan çıkarılmalıdır. • Anne-baba çocuğun karnesine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, bu konuda konu­ şurken çocuğun kişiliğini değil sadece ders başarısını konuştuğunun farkında olmalıdır. • Çocuğuyla yalandan ilgili anne-baba karneden önce onun başarısı hakkında bilgi sahi­ bidir. Öğretmenlerini tanır. Onlarla iletişim halindedir. Çocuğunu yakından izler. Dola­ yısıyla karne aile ortamında aşırılıkların yaşanmasına neden olmaz. • Anne-baba herşeyden önce çocuğunu tanımalı, ona güvenmeli ve onu sevmeli. Karnede­ ki notların anne-babalık sevgisini belirleyen rakkamlar olmadıkları çocuğa hissettirilmeli- dir. • Başarı gibi başarısızlık da çocukla karşılıklı konuşulmalı. Başarı durumunda da başarı­ sızlık durumunda da çocuğun iyi olduğu derslerden küçük bile olsa başarılarından hare­ ket edilmeli. Çocuğun önündeki engeller büyütülmemeli bu engelleri görmesi sağlanmalı ve nasıl aşılacağı konusunda rehberlik edilmeli, desteklenmeli, motive edilmelidir. • Başarısızlık durumunda bunun nedenleri çocukla birlikte aranmalı ve uygun çözümler üretilmelidir. Anne-babanın çözümleri her zaman çocuğa uymayabilir. Önemli olan öğ­ rencinin kendi başarı durumunu düşünmesi, çözümler geliştirmesidir. • Tatil, boşuna geçirilen bir zaman olmamalıdır. Çeşitli dersleri zayıf olan çocukların tatil­ de, açıklarını kapatacak biçimde bir program hazırlatmaları sağlanabilir. • Ders başarısızlığı olsun ya da olmasın öğrencinin tatil süresi için iyi bir zaman plânlaması­ na ihtiyacı vardır. Ne yazık ki bu konuda da aşırılıklar yaşıyoruz ve zaman yönetimine dikkat etmiyoruz. Zaman ve plân kavramının küçük yaşlarda yerleşmesi için tatilin plânlanması büyük önem taşır. Tatil, çocuk ve genç için başıboş bir dönem ve istediğini yapabildiği, zamanım, sokaklarda geçirebileceği bir dönem olmamalıdır. Çocukla birlikte yapılacak bir tatil programı, başarısız olduğu derslere yeniden bakmayı, sistemli çalışma­ yı, oyun ve eğlenceyi, okulların açık olduğu zamanlarda yapılamayan bazı gezi ve benzer etkinlikleri yapmayı içermelidir. Ayrıca tatil dönemlerinde yetişkinlerin çocuklara daha çok zaman ayırmaları gerektiği de unutulmamalıdır. YAŞADIKÇA EĞİTİM /45/1996 Öğretim Liderliği ve Etkili Okul Yrd. Doç. Dr. Ali İlker Gümüşeli Yıldız Teknik OnL Fen Edebiyat Fakültesi Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Araştırmalara göre okul etkililiği ile öğretim liderliği arasında yakın bir ilişki vardır. Okul müdürlerinin liderlik rolüne tim liderliğinin en sık ifade edilen nite­ ilişkin tartışma ve araştırmalar uzun leme olduğu ve 1970’lerden sonra gi­ yıllardır devam etmektedir. Liderlik derek genişleyen etkili okullar literatü­ genel olarak örgütsel hedefler ve ründe büyük destek bulduğu göze amaçları başarmak veya değiştirmek çarpmaktadır (Cuban, 1986, s. 109). için yapıyı kurma veya prosedürler Müdürlerin öğreüm liderliğine iliş­ başlatma olarak tanımlanmaktadır. kin araştırmalar genellikle etkili okul Ancak bu tanım okul müdürlerinin öğ­ araştırmaları ile bağlantılı ve çoğu kez retim liderliği rolünü tam olarak karşı­ de iç içe yürütülmektedir (Wildly ve lamaktan uzaktır. Çünkü okuldaki öğ­ Dimmock, 1993, s. 43). Bu araştırma- retim liderliği rolü diğer alanlardaki li­ lann birçoğunda güçlü öğretim liderle­ derlik rollerinden daha farklı bir anlam rine sahip olma, etkili okulların ortak taşır. Öğretim liderliğinin okula özgün özelliklerinden birisi olduğu ortaya bir liderlik biçimi olması okulun ken­ çıkmıştır (Griffin, 1993, s. 20). Konu­ dine özgü özelliklerinden kaynaklanır. ya ilişkin daha derinlemesine açıkla­ Okullardaki müdürlerin liderlik ro­ malara geçmeden önce bu yazıya te­ lünü tamımlamaya ilişkin çalışmalarda mel oluşturan öğretim liderliği ve okul idareci, müfettiş, müdür, öğretmen, etkililiği kavramlarım kısaca açıkla­ orta kademe yöneticisi, kültürel-sem- makta yarar olacaktır. bolik lider, değişim ajanı ve öğretim li­ deri gibi nitelemelerin kullanıldığı gö­ Öğretim Liderliği rülmektedir. Bununla birlikte bu nite­ Öğretim liderliğinin ne olduğu, han­ lemeler içerisinde müdür rolünün gi davranış boyutlannı içerdiği ve ne önemli unsurlarından biri olan öğre­ tür görevleri gerektirdiği konusunda ıo - YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 bilim adamları arasında tam bir görüş mi geliştirme amacıyla dersler için birliğinin olduğunu söylemek güçtür. yeterli zaman ayırma ve bu zama­ Bu durum müdürlerin öğretim liderli­ nı koruma, işgörenierin mesleki ği tanımını yapmayı zorlaştırmaktadır. gelişmelerini sağlama; öğretmen, Ancak son 15 yıllık dönemde yapılan öğrenci ve diğer işgörenlerle sü­ birçok araşurma müdürlerin öğretim rekli yüzyüze gelme fırsatları ya­ liderliği rolünün önemli işlevlerini be­ ratma, öğretmen ve öğrenciler lirlemeye büyük katkılar sağlamıştır için etkili ödül sistemleri geliştir­ (Hallinger ve Murphy, 1987, s. 57). me ve kullanma, yüksek akade­ Bununla birlikte, araştırmaların bazı mik standartlar geliştirme ve uy­ okul müdürlerini diğerlerinden daha gulama. etkili yapan özellik ve özelliklerin ne olduğunu tanımlamaya ilişkin çabaları Etkili Okul Öğretim artarak devam etmektedir. Hatta bir­ Öğretim liderliği alanında ol­ liderliği ve çok bilim adamı, okul müdürlerinin duğu gibi etkililik, eğitimcilerin etkililik, bireysel özellikleri, davranışları, stille­ uzun süredir tartıştıkları bir ko­ eğitimcilerin ri ve görev yaptıklar ortamları incele­ nudur. Eğitimcilerin ortak ilgisi uzun süredir yen araştırma bulgularını sentez ede­ etkililik kavramına yönelmiş ve tartıştıkları bir rek veya gruplandırarak sorunun ce­ öteki kavramlar da etkililik kav­ konudur. vabını bulmaya çalışmışlardır. Birbir­ ramının kapsamı içinde ve onun lerinden değişik ifadeler kullanmış ol­ bir yönü olarak ele alınmışlardır ■■ salar da, bu çalışmaların hemen he­ (Alıç, 1990, s. 183). Bunun için etkili men tümünde öğretim liderliğinin te­ okular konusundaki araştırmalar lite­ mel olarak öğrenci başarısını arttırma­ ratürde çok geniş yer tutmaktadır. Di­ yı hedeflediğini ve bunu gerçekleştire­ ğer yandan, öğretim liderliğinden fark­ cek görevlerden meydana geldiğinin lı olarak, bu konudaki araştırmaların vurgulandığı görülmektedir (D. Boevi- daha eski tarihlere dayandıkları, se, 1984, s. 15) 1960’11 yılların ilk dönemlerine kadar Literatürde yer alan değişik tanımla­ uzandıkları gözlenmektedir. rın hepsini burada vermek olanaksız­ Bununla beraber öğretim liderli­ dır. Ancak bu tanımlamalarda en çok ğinde alanında olduğu gibi etkililik, vurgulanmış olan öğretim liderliği dav­ konusunda da tam bir görüş birliğin­ ranışlarını aşağıdaki gibi üç boyutta sı­ den söz etmek mümkün değildir. Lite­ ralamak mümkündür (Hallinger ve ratürdeki açıklamalardan etkililiğin Murphy, 1985, s. 221). ' çok boyutlu bir kavram olduğu konu­ 1. Okulun vizyonunu ve misyonunu sunda görüş birliğine varılabildiği tanımlama. Bunun için de okulun anlaşılmaktadır. Ancak tüm güçlükle­ amaçlarını açık bir biçimde belir­ re rağmen etkili okulu tanımlama giri­ leme ve bunları öğretmenlere, öğ­ şimleri de yok değildir. Örneğin Klopf rencilere ve ailelere etkili iletişim ve arkadaşları (1982) etkili okulu “öğ­ yöntem ve tekniklerini kullanarak rencilerin bilişsel, duyuşsal, psikomo- anlatma. tor, sosyal ve estetik gelişimlerinin en 2. Öğretimi denetleme ve değerlen­ uygun sağlandığı, optimum bir öğren­ dirme, eğitim programını eşgü- me çevresinin yaratıldığı okul" olarak dümleme ve öğrenci başarısını iz­ tanımlamışlardır. Brookover (1985) leme yoluyla eğitim programı ve ise etkili okulu “ tüm öğrencilere te­ öğretimi yönetme. mel becerileri ve öteki davranışları öğ­ 3. Okulda olumlu bir öğrenme ikli­ retmede etkili olan okul” diye tanımla- YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 .... mıştır. Bunlara benzer ya da farklı bir 1 özelliklerle karakterize edilmiştir. çok tanımın yer aldığı etkili okul litera­ Etkili okul bu iki boyutun etkileşim türün incelenmesinden, etkili okula içinde çalışmasının sonucunda ortaya ilişkin faktörleri örgütsel faktörler ve çıkmaktadır. Bu iki çalışma ve litera­ süreç faktörleri olmak üzere iki grupta türde yer alan yazılara göre, etkili toplamak olanaklı görünmektedir. okulları genel öğrenme ve öğretmeyi Bunlardan örgütsel faktörler etkili kolaylaştırıcı bir iklim ile buna uygun okulun özelliklerini oluşturur. Etkili teknoloji ve öğretim liderliğini bünye­ okula kimliğini kazandıran bu örgütsel sinde barındıran okullar olarak tanım­ faktörler şunlardır (Balcı, 1993, s. 1 lamak olanaklıdır. 8): (1) Programa yoğunlaşmış okul li­ derliği, (2) Destekleyici iklim, Öğretim Liderliği ve Okul(3) Program ve öğretim üzerin­ Etkililiği İlişkisiEtkili okula de önemle durma, (4) Açık Öğretim liderliği ve okul etkililiğine ilişkin faktörleri amaçlar ve öğrencilerden yük­ ilişkin olarak yukarıda yapılan tanım örgütsel faktörler sek beklentiler, (5) Başarı ve ve açıklamalardan da anlaşılacağı gibi ve süreç performansı yönetici bir siste­ bu iki kavram arasında yakın bir ilişki faktörleri olmak min varlığı, (6) Sürekli personel sözkonusudur. Bir başka ifade ile, etki­üzere iki grupta geliştirme ve hizmet içi eğitim, li okullar literatüründe belirlenen etki­toplamak (7) Ebevyen katılımı ve desteği. li okul özelliklerinin büyük bir kısmı, olanaklı Etkili okullar ve öğretim liderliği aynı literatürüde öğretim liderinin ger­ görünmektedir. alanında çok sayıda çalışmaları çekleştirmesi gereken ödevler olarak olan Murphy ve arkadaşları da yer almaktadır. (1985, s. 363-369) da yine Diğer yandan bu konuda yapılan “okul etkililiği kavramsal çerçevesi” araştırmaların her birinde etkili veya adıyla geliştirdikleri modelde benzer mükemmel okulu karakterize eden öğelere yer vermişlerdir. Sözkonusu farklı özelliklerden bahsedilmesine modele göre etkili okulların iki temel rağmen, bu karakteristikler içerisinde boyutundan birisi okul çevresi, diğeri güçlü öğretim liderliğinin hemen he­ de okul teknolojisidir. Okul çevresi ay­ men tüm çalışmalarda vurgulanmış ol­ nı zamanda okul iklimini karakterize ması, okul etkililiği ile öğretim liderliği eder ve öğrenci-öğretmen bağlılığı ve arasında güçlü bir ilişkinin varlığını or­ desteği; güvenilir ve düzgün bir çevre; taya çıkarmaktadır (McEvan, 1994, s. ev-okul işbirliği ve desteği; yüksek 2). Bu ilişkiyi birkaç önemli çalışmaya beklentiler; işbirlikçi örgütsel süreçler; dayalı olarak daha açık bir biçimde an­ yaygın ödüller ve tanıma gibi özellikle­ latmak olanaklıdır. ri taşır. Etkili okullar konusunda yapılan Okul etkililiğinin teknoloji boyutu araştırmalardan birisi Weber (1971) ta­ ise iç içe işleyen iki bölümden oluş­ rafından gerçekleştirilmiştir. Araştır­ muştur. İç bölüm doğrudan öğretim, macı çalışmasını öğrencileri düşük sos- öğrenme fırsatları ve sıkıca birleştiril­ yo ekonomik düzeydeki ailelerden ge­ miş eğitim programı gibi, bir bakıma len dört okul üzerinde yürütmüştür. direkt öğretim ve eğitime yönelik özel­ Çalışmasının sonucunda bu okullarda­ likleri taşıyan kısım olarak belirtilmiş­ ki öğrencilerin okuma başarısının istis­ tir. Teknoloji boyutunun dış bölümü nai bir biçimde yüksek olduğunu belir­ ise Öğretim liderliği; açık akademik leyen Weber, başarı yüksekliğinin misyon ve odak; sık sık izleme ve ya- okulların farklı özelliklerinden kaynak­ pılaştınlmış işgören geliştirme gibi landığını ileri sürmüştür (Griffin, 12 --------------- YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1WĞ 1993, s. 20). Araştırmacı bu dört okul şarılı okullar ile birlikte okul özellikle­ için saptadığı özelliklerin güçlü lider­ rinin de anlamlı biçimde farklılaştığını lik, başarı için yüksek beklentiler, iyi ortaya çıkarmışlardır. Araştırmacılar örgüt iklimi, okumaya büyük önem bu farklılıklar içerisinde yönetici lider­ verme, ek okuma işgörenine sahip ol­ liğinin önemli bir özellik olduğunu be­ ma, bireyselleşme, öğrenci gelişiminin lirterek, bu liderlik işlevlerinin okulun titiz bir değerlendirilmesi, okuma öğre­ görevlerini personele yorumlama, öğ­ timinde fanatiklerin kullanılması oldu­ renci ve öğretmenlere rehberlik ve ğunu ifade etmiştir (Griffin, 1993, s. destek sağlama, işgören ve aileler ara­ 20). sında iletişim sistemleri geliştirme, öğ­ Edmonds (1979, s. 22) da yine yap­ renci gelişimi ve işgören başarısını de­ tığı bir araştırma ile 20 okulda öğre­ netleme ve yönetme olduğunu vurgu­ nim gören 2500 öğrencinin okuma ve lamışlardır. matematik başarılarını analiz etmiştir. Bunlardan daha sonra 1980’lerin so­ Ortalamaların üzerindeki okul başarı­ nu ve 1990’11 yıllarda yapılan araştır­ sını belirledikten sonra, yazar okullar malar da, yine öncekilere ben­ arasındaki farklılıkların ailelerin mesle­ zer olarak okul etkililiği ile öğ­ ki yapısı veya sosyo ekonomik faktör­ retim liderliği arasında güçlü Yapılan lerden değil okulların özelliklerinden ilişkiler ortaya çıkarmışlardır. kaynaklandığı sonucuna varmışür. Bu Örneğin 33 ilkokul üzerinde araştırmaların çoğunda okul araştırma, ortalamanın üzerinde başa­ yapılan ve iki yıl süren bir ça­ rılı olan okulların müdürlerinin aynı lışmada öğretmenlerin müdü­ müdürlerinin zamanda öğretim konularında güçlü rün öğretim liderliği ile öğren­ etkili okullar liderlik geliştirdiklerini, öğretmen ve cilerin matematik ve okuma için anahtar rot öğrencilerden beklentilerini açıkça or­ başarıları arasındaki ilişkiye üstlendikleri taya koyduklarını ve onlara ilettikleri­ ilişkin algıları belirlenmiştir. sık sık ni, öğretim programının başarısı için Müdürlerin kaynak sağlayıcı- vurgulan maktadır. bir yönetim sistemi geliştirdiklerini or­ lık, öğretimsel bakımdan kay­ taya koymuştur. Benzer bir çalışma da naklık yapma, iletişimcilik ve Armor ve arkadaşları (1976) tarafın­ okulda sürekli görünürlük gibi öğretim dan ükokullar üzerinde yürütülmüş­ liderliği uygulamaları ile öğrenci başa­ tür. Yansız seçim ile 20 ükokuldan rısı arasında bir bağ kurmayı amaçla­ 857 altıncı sınıf öğrencisinin örnekle­ yan bu araştırmada, güçlü öğretim li­ me alındığı bu araştırmada, öğrencile­ derliği ile özellikle az başarılı öğrencile­ rin okul başarısında sosyo ekonomik rin matematik ve okuma puanı artışı statüler ve ilk okuma bilgisinin arasında anlamlı bir ilişki algılamışlar­ ötesinde okul ve sınıf kararlan ile ör­ dır (Andrews ve Sader 1987, s. 8). Yi­ güt yapısının farklılıklar yarattığı sonu­ ne Larsen (1989, s. 36) yapüğı bir ça­ cuna varılmıştır. (Griffin, 1993, s. 21). lışmada yüksek okullar düzeyinde mü­ Etkili okul araştırmalarının birçoğu dürün öğretim liderliği davranışları ile şehir merkezlerinde gerçekleştirilmiş­ öğrenci başarısı arasında olumlu bir ken, Brookoverve Lezotte (1977, s. 1- ilişki olduğu, ayrıca etkili öğretim lider­ 2) araştırmalarını kenar mahallelerdeki liği davranışlarının hem ilk hem de or­ okullar üzerinde yürütmüşlerdir. Öğ­ ta okullarda benzerlik gösterdiği sonu­ rencilerin çeşitli sosyo ekonomik ve cuna ulaşmışnr. Son yıllarda bu konu­ ırksal kökenlerden geldiği 8 Michigan da yapılan araştırmalardan bir diğeri de okulunu inceleyen araştırmacılar, dü­ Valentine ve Bowman (1991, s 6) tara­ şük başarılı okullardan çok, yüksek ba­ fından gerçekleştirilmiştir. Amerika YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 13 Birleşik Devletlerinde Okul Tanıma lerinin etkili okullar için anahtar rol Programında başarılı okullar olarak be­ üstlendikleri sık sık vurgulanmaktadır. lirlenen 116 okul müdürü ile yansız Hatta Lipham (1981, s. 9) çalışmasına olarak belirlenen 89 okul müdürüne koyduğu “Etkili okul- Etkili müdür” ilişkin öğretmen algılarının karşılaştırıl­ başlığıyla bu fikre olan inancım daha dığı bu araştırmada da, örnek olarak baştan belirtmiştir. Araştırmacı çalış­ belirlenen okullardaki öğretmenlerin masında öğretim liderliği ile etkili okul ' yansız örnekleme yolu ile seçilen okul ilişkisini aynen şu cümlelerle ifade et­ öğretmenlerine göre kendi müdürleri­ miştir. “Ben birdenbire değişerek etkili ni daha etkili müdür olarak algıladıkla­ okullar içerisine giren başarısız okullar rı ortaya çıkmıştır. Daresh ve arkadaş­ ile, üzülerek söyleyeyim yine aynı bi­ ları (1985, s. 3) ise 107 orta okulu içe­ çimde birdenbire kaybolarak güçten ren çalışmada okul müdürleri v.e bö­ düşen önemli okullar gördüm. Her iki lüm başkanlannm öğretim liderliği durumda da yükselme veya düşme ko­ davranışları ile okul etkililiği davranış­ layca müdürün niteliğine bağlanabi­ larını ilişkilendirmiştir. Sonuçta etkili lir". olarak algılanan okul müdürlerinin or­ Önemle vurgulamak gerekir ki lite­ talama ya da etkisiz olarak algılanan ratürde benzer sonuçlara ulaşan daha okullara göre öğretmen denetleme ve birçok araştırma bulunmaktadır. An­ değerlendirme ile işgören geliştirme gi­ cak bunların içerisinden seçilen ve bi etkinliklerle daha çok ilgilendikleri özetlenen araştırmalar bile öğretim li­ anlaşılmıştır. derliği ve okul etkililğj arasındaki iliş­ Araştırmaların çoğunda okul müdür- kiyi kanıtlamak için yeterlidir. Özet ve sonuç Buraya kadar verilen araştırma bul­ YARARLANILAN KAYNAKLAR gulan etkili okullar ile öğretim lider­ Alıç, Mehmet ' Eğilim Öfgiılleıınde Elkllillk ye Öğretime Dönük lideılik * Ankara 24-28 Eylül A U Eğihm Bilimleri Fakültesi taralından düzenlenen Eğilim Bilimleri Birinci Ulusal Kongıesı Bildiri liğine ilişkin bulguların birbirleriyle he­ leri, is IB3-19O men hemen örtüştüğünü ortaya koy­ Andrews. R ve R Soder "Principal Instnıctional leadership and School Achievement ‘Educate anal Leadership. 44, (Öl, ss 9-1 i. 1987 maktadır. Açık bir örgüt misyonu, sıkı Bala, Alı Etkili Okul Kuıam Uygulama ve Araştırma. Ankara Vov-jz Matboası 1993 Brookover, Wilbur ve Lowrance Lezone, ‘Changes in School Characteristics Coincident With bir biçimde koordine edilmiş eğitim Changes in Srudent Achievement ' (Executive Summary) East Lonsing, Michigan; Michigan programı, öğretim denetimi, öğrenme Stale University, 1977 Cuban, J) ‘Principallng, Images and roles*. Peobcdy Journal of Education, 63 (1), ss 107-119, ve öğretmeyi özendirici ve artırıcı bir 1986 örgüt iklimi vb. özellikler etkili okulla­ Daresh, J.C ve Ching-Jen bu, "High School Principals Perceptions al Their Insltuclioaal leader­ ship Behavior “ Chicago II' The Annual Meeting of the American Educational Research As- rın ayırıcı nitelikleri olarak vurgulan­ socialion Report, 1985 t De Beovlse, Wynn. ‘Synthesis of Research on the principal as Instructional Leader “ Educational maktadır. Ancak bu nitelikler aynı za­ leadeiship 41 15). ss 14-20. 1984 manda etkili okul müdürlerinin ve Edmonds, Ronalds ‘Effective Schools For The Urban Poor* Educational Leadership 37 |l| ss 14-21, 1979 özellikle öğretim lideri olarak etkinlik Gatlin, Michael Stephen ’Instructionol Leadership Behaviours of Catholic Secondary school gösteren müdürlerin görevleri olarak Principals’ Doctoral Dissertation, The Univeisity of Connecticut. 1993 Hollinger Philip ve Joseph F Murphy 'Assesing the Instructional Management Behaviour of Piin da gösterilmektedir. Bu durum, sonuç cipaİ5.“ The Elementary School Joumol, 86. |2|, s$ 218-247, 1985 olarak etkili okullann genelde etkili li­ Hallinger, Philip ve Joseph F Murphy ’Assessing and Developing Principal Instructional leaders hip ’ Educational Leadership 45(l|, ss 54-61, 1987 derler özellikle de öğretim liderleri ta­ Larsen, Philip ve Joseph F Murphy "Assesrng lhe Instructional Management Behavtaur of Principals.’ The Elementary School Journal, 86 |2). ss 218-247, 1985 rafından yönetildiklerini açıklığa ka­ lipham, J ‘Effective Principal, Effective School ’ Reston, VA’ NASSP Bulletin 198 I vuşturmaktadır. Bununla birlikte okul McEwan. Elaine K Seven Step^ to Effective Instructional Leadership U S.A Scholastic Ini:.. 1994 müdürünün öğretim liderliği davranışı­ Murphy Joseph, Marsha Well, Philip Hollinger ve Alexis Mitman “School Effectiveness A Con­ nın okulun sosyal ve örgütsel ortamım ceptual Framework The Educational Forum 49, (3|, ss. 361 374. 1985 Valentine, J.W ye M I Bowman ‘'Effective Principal, Effective School Does Research Support I dikkate almaksızın etkililiğin tek belir­ the Assumtion ‘ NASSP Bulletin 75. 1539), SS 1-7, 1991 | leyicisi olarak görmek de yanıltıcı ola­ Wildly. Helen ve CIivr Dimmock. "Instructional in Primary ond Secondary Schools in Western Australia.’Journal of Educational Administration 31. (2) ss, 43-62, 1993 bilir. YAŞADIKÇA E6İTlM/4ö/lWö 14.. yükseköğretim ve Emeklilik: İsrail Deneyimi Dr. Muallâ Bilgin AKSU Fırat Üni. Teknik Eğitim Fak. Eğt. Bil. Böl. Öğr. Üyesi İnsan ömrünün uzadığı gerçeğinden yola çıkılırsa, insan gücüne gerekli yatırımı yapmak ve bilimsel çalışmalara verilen destek; toplumsal, kültürel ve ekonomik kalkınmaya güç sağlayacaktır. Son beş yıllık dönemde İsrail yüksek­ Açık Kapı Koleji öğretim kurumlanndan üçü (Bar-llan (Yetişkin Eğitimi İçin Bar ilan Üniversitesi, Hebrew Üniversitesi ve Boorkdale Programı) Haifa Üniversitesi), emekli kişiler ve Bar-llan Üniversitesi Brookdale Prog­ emekliliğe yaklaşanların genç öğrenci­ ramı, 1978 sonbaharında emekli kişiler lerle birlikte normal üniversite sınıfları­ 60 yaşın üzerindeki hesap kontrolörle­ na katılmalarına izin veren programlar rinin üç üniversite kursuna kaydolabile­ başlattı. Bu programlar, yaşlı yetişkinle­ cekleri bir program olan “Açık Kapı Ko- ri emeklilikten önce ve sonra teşvik et­ leji”ni başlattı. Hesap kontrolörü statü­ mek, bir üniversite kapsamındaki çalış­ sü, emekli öğrencilere düzenli bir öğ­ ma ile entellektüel ve kültürel ufukları­ rencinin bütün ayrıcalık ve haklarım nı genişletmek için plânlandı. Bu prog­ sunmaktadır. Yalnızca ilk yılda 250, ramlara olan çok olumlu tepki göster­ ikinci yıl 400, üçüncü yıl 770, dördün­ miştir ki, gitgide daha fazla sayıda eği­ cü yıl 950 olmak üzere 1982-83 öğre­ timli kişi emeklilik yaşına ulaştıkça ve tim yılında 1200 olan kayıtlı öğrenci­ boş zamanlarının yaratıcı kullanımı için den anlaşılmaktadır ki, program gittikçe tercihler aradıkça, İsrail’de sayısı sürek­ artan bir sayıda yaşlı kişilerin ilgisini li artan emekli ve yaşlı nüfusun en azın­ çekmeye devam etmektedir. Bugün dan belirli bir kesiminde derin bir şekil­ Açık Kapı Kolejindeki katılımcılar, Bar- de bu gereksinim hissedilecektir. llan Üniversitesindeki toplam öğrencile­ Bu yaşlı-yeni öğrencilerin birçoğu, ya­ rin yüzde 10’undan daha fazlasını oluş­ şamlarını biçimlendiren tarihsel etmen­ turmaktadır. lerin bir sonucu olarak ilkokul veya lise düzeylerinin ötesinde örgün eğitim el­ Yaşlı Yetişkinler İçin Akademik de edememişlerdi. Hitler’in kurbanla­ Program (Hebrew Üniversitesi rından sonra ya•şayarak, aileler kurarak Jerusalem-Martin Buber veya savaşarak İsrail’de yeni bir toplum Yetişkin Eğitimi Merkezi) ve devlet oluşturmakla meşguldüler. İlk olarak 1979’da düzenlenen bu Kendini aşma, İsrail’i kuran ana babala­ program, 30 öğrencisiyle yalnızca emek­ rın bu kuşağının birçoğu için temel bir yaşam ilkesiydi. Öğrenme de, hem sü­ li kadın ve erkeklere hizmet etmek için deneysel bir temel üzerinde başlatıldı. rekli bir savaşım hem de fiziksel ve ruh­ İkinci yılıda, emeklilik öncesi başvuran­ sal beka sorunuydu. Mesleki yaşamdan ların bir kısmıma artan ilgisinin de bir sonra bu insanların birçoğunun yüksek­ sonucu olarak yaş sınırı hem emeklilik­ öğretim fırsatları aramaya yöneldiği gö­ ten önce hem de sonraki eğilimlerini ge- rülmektedir. YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 liştirme ile ilgilenen 50 yaşın üzerindeki lümlerinde alan görüşmecileri olarak gö­ bütün yaşlı yetişkinlere indirildi. 1983- rev almaktadırlar. 84 öğretim yılında yaş düzeyi 40’ın üze­ İsrail deneyimi diğer ülkelere ne ka­ rinde tutuldu. Program, ikinci yıl 100, dar uygundur? Açıkça görünmektedir üçüncü yıl 150 ve 1982-83 öğretim yı­ ki, Batı ülkelerinde artan sayıda eğitil­ lında 260 olan kayıtlarıyla gelişimini sür­ miş kişiler emekliliğe zorlandıkça hâlâ dürmektedir. “genç-yaşlı-”, kafa ve bedence nispeten Haifa Üniversitesi Emekliler dinç iken, zamanlarını nasıl geçirecek­ leri sorunu gitgide önemli bir sosyal so­ için Özel Program run haline gelecektir. Savaş sonrası be­ Haifa Üniversitesi, 1979’dan bu yana bek patlamasının hemen hemen geçtiği ilgili emekli kişiler için özel bir program gerçeği düşünüldüğünde, yükseköğre­ başlattı. Bu üniversitede ilk yıl boyunca tim kurumlan kontenjanlannın ya hiç 54, 1980-8l’de 85 ve daha sonra 105 üniversite eğitimi fırsatı bulamamış ya kişi programa katıldı. 1982-83 öğretim da entellektüel ufuklarını genişletmeyi yılında Haifa’da öğrenim gören emekli arzu eden emekli öğrenciler tarafından kişilerin sayısını kesin olarak belirlemek doldurulabileceği ileri sürülebilir. olanaksızdı. Çünkü üniversite, eğer sı­ Emekli kişiler, öğrenci olarak kendileri­ nava girmek istemezlerse, emeklilerin ni yaşlı kabul etmek zorunda kalmaz­ kurs ücreti ödemeyebilecekleri yeni bir lar. Üniversite çalışmalarına katılımları, politika başlattı. Üniversite proram ve gelişmenin daha sonraki yaşamda bile yeni ücret politikasının reklamını yap­ mümkün olduğunu göstermektedir. mak için özel bir çaba harcamamasına karşın, 1982’de en az 170-200 emekli Türk Yükseköğretimi İçin kişi Haifa’da öğrenim görmekteydi. Doğurgular Sonuçlar • Yukanda özet halinde çevirisi sunulan Bugün İsrail üniversitelerindeki emekli İsrail deneyimi, bir batı ülkesi savında kişiler için başlatılan üç programa katman­ olan Türkiye için neleri düşündürmekte­ ların sosyal ve entellektüel geçmişlerine dir? Hâlâ yükseköğretimde okullaşma bakıldığında, bu programların niçin böyle oranı Açık Öğretim dahil yüzde 20’nin başarılı olduğu anlaşılmaktadır. Beershe- altında olan ülkemizde, emekli kişilere va’da bir grup emekli, benzer bir progra­ bu türden bir örgün eştim olanağı sun­ mı başlatmak için Negev’in Ben-Gurion mak çok lüks gibi görünmektedir. Üni­ Üniversitesini ikna etmeye çalışmaktadır. versite sayısı her geçen gün artırıldığı Mevcut programların da gelişimini sürdü­ halde, eğitim yatırımları hızlı nüfus artı­ receği anlaşılmaktadır. Akademik kursla­ şım karşılayacak yeterlik ve nitelikte ola­ rın sunduklarının ötesinde Bar-llan ve mamaktadır. Hebrew Üniversiteleri katılımcıları tatil Yaşam standartına bağlı olarak insan partileri, haftasonu incelemesi, alan gezi­ ömrünün uzadığı gerçeğinden yola çıkı­ leri gibi ek öğretim prorgamı etkinlikleri­ lırsa, bugün için yalnızca bir özlem ol­ ni kendileri düzenlemeye başlamışlardır. makla birlikte, yakın bir gelecekte Türk Bu programların bir başka beklenmeyen yükseköğretimi de kapasitelerini sonu­ sonucu da, emekli kişilerin, üniversiteye na değin kullanmaktan kaçınamayacak­ bağlantıları ile ortaya çıkan yeni gönüllü tır. Bu ise yalnızca, İsrail’de olduğu gibi KAYNAK: etkinlik biçimlerinin gelişimidir. Bar-llan’- insangücüne gerekli yatırımı yapmak ve Glandz. David Higher Education and Retirement da Açık Kapı Koleji katılımcıları, yabancı bilimsel çalışmalara olan desteği katla­ The Israeli Experience Higher Education in Euro­ dillerde yazılmış makaleleri fakültenin ve yarak artırmakla mümkündür. Böylece pe, Quarterly Review of normal öğrencilerin kullanımı için İbrani- hem tüm bireyler kendini gerçekleştir­ the European Centre to» Higher Education. January ce’ye çevirmekte, psikolojik bir klinik me olanağı bulabilecek hem de onların March 1985. Vol X, programında beyin özürlü emekli askerle­ toplumsal, kültürel ve ekonomik kal­ No I. UNESCO CEPES, v, 85-91 re yardım etmekte ve kütüphanenin bö­ kınmaya katkıları sağlanabilecektir. 16 __________________ .. ....................... .............. _ YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1 Özel Okul Yöneticilerinin Demografik Özelliklerini ve İşletme Yönetimi Konusundaki Bilgilerini İncelemeye Yönelik Bir Araştırma A. Filiz SUSAR İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Yapılan araştırma sonucuna göre Türkiye'deki özel yöneticilerinin bir çoğunun yönetim konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklar ortaya çıkmıştır. giriş sunun kalabalıklaşması ve ileri endüst­ Eğitim, insanın toplu olarak yaşa­ ri düzenine geçiş ile ilişki kurulan maya başlaması ile ortaya çıkmış bir ol- gruplar çoğalmış, eğitimin küçük bi­ gudur. İnsanoğlu birden fazla insanla rimler içinde verilmesi yetersiz kalmış­ biraraya gelir gelmez bildiklerini, belki tır. Bunun sonucunda formal eğitim de yaşamsal koşulların zorlamasıyla kurumlan doğmuştur. Bu kurumlârda başkalarına öğretmeye başlamıştır. Av­ eğitim, uzman kişiler tarafından veril­ cılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdü­ mekte, öğrenci üzerinde planlı ve ren ilkçağ insanı, yerleşik düzene ge­ programlı bir öğretim uygulanarak, ge­ çişle birlikte yeni uğraş alanları keşfet­ lecekteki yaşamlarına hazırlanmaları meye başlamıştır. Ve keşfettiği bu yeni sağlanmaktadır. Genel olarak kurum­ alanlara ait bilgileri de el yordamıyla laşmış eğitimle bir meslek sahibi olabil­ kendinden sonrakilere aktarabilmiştir. mek için ortalama 15 yıl gerekmekte­ Başka bir deyişle, ilkel insan bugünkü dir. Bu eğitim zincirinin önemli bir kıs­ anlamda eğitim almasa da bildiklerini mını ise ortaöğretim kurumlan oluştur­ çocuklarına ve yakın çevresine öğrete­ maktadır. rek eğitimi sağlamıştır. Toplum nüfu­ Günümüzde aileler eğitim olayına YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996_____________________________ 17 karşı daha duyarlı hale gelmişlerdir. turmaktadır. Öğrencinin en iyi nerede eğitim alabile­ ceği araştırılmakta ve okulların bazı Araştırmanın Metodolojisi özellikleri gözönüne alınarak okul seçi­ Bu araştırmada sosyal bilimler me­ mi yapılmaktadır. Özel okul sayısının todolojisinin bütün adımları izlenme­ her geçen gün çoğalması seçim şansını ye çalışılmıştır. Sırasıyla ön araştırma, arttırmaktadır. Özel okul sayısının ço­ konunun sınırlandırılması, gidilecek ğalması, bir yandan aileler için alterna­ kütlenin belirlenmesi, mülakat formu­ tif doğururken, öte yandan okulların nun hazırlanılması mülakat uygulan- yönetime daha duyarlı bakmalarını ge­ ması, verilerin gruplandırılması, tasnif rektirmiştir. Çünkü sayıların artması ve döküm, tablo, grafik ve yazıyla an­ beraberinde rekabeti de getirdiği için latım aşamalarından geçilerek araştır­ her özel okul en iyi yönetim şeklini ve ma tamamlanmıştır. Bu makalede bü­ yöneticiyi aramak durumunda kalmış­ tün bu adımlardan detaylı olarak bah­ tır. sedilmeyecektir. Ancak genel olarak Bu makalede, özel okul yöneticile­ araştırma metodolojisi üzerinde duru­ ri ile ilgili yapılan yüksek lisans tezinin lacaktır. araştırma bölümü kısaca özetlenmeye Araştırma yukarıda da belirtildiği gi­ çalışacaktır. | bi 63 Özel Türk Lisesinde uygulanmak üzere planlanmışür. Örnekleme yoluna Araştırmanın Amacı ve gidilmemiştir. Bunun en önemli sebebi, Kapsamı seçilecek örnek kütlesinin tüm evrenin Yüksek lisans tezinin uygulama kıs­ özelliğini temsil etmesinden kuşku du­ mım oluşturan bu araştırmanın amacı, yulmasıdır. Araştırma yapılacak okulla­ özel okullarda yöneticilik yapan kişile­ rın içinde Meslek Liseleri, belli bir gö­ rin sosyo-ekonomik ve kültürel yapıla­ rüşü savunan kurum ve kişilerin açtığı rının belirlenmesi ve işletme-eğitim okulların bulunması vb. nedenlerle ör­ konularındaki bilgilerinin yeterli olup nekleme yapılmamışür. Araştırmanın olmadığının incelenmesidir. Sayıları uygulama aşamasında bu kuşkuların özellikle 1980’den sonra önemli bir yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bir vakıfa artış gösteren özel okullara giderek ilgi ait sayılan 9 olan zincir okulların hiçbi­ artmaktadır. Artık iyi eğitim kavramı riyle bütün çabalara rağmen görüşüle­ neredeyse özel okul kavramı ile özdeş­ memiştir. Yine ağırlıklı olarak dini eği­ leşmiş duf rumdadır. Günümüzde gide- tim veren okullann da birçoğu araştır­ rek popülerliği ve sayıları artan bu mamıza sıcak bakmamış ve bizimle gö­ okulların yönetimleri de daha fazla rüşmemişlerdir. Sonuç olarak gidilmesi üzerinde durulan bir konu olarak kar­ hedeflenen ve sayıları 63 olan Özel şımıza çıkmaktadır. Türk Lisesinden 47’sine gidilmiş ve Araştırma, İstanbul Metropolitan böylece İstanbul metropolitan alan için­ alan içinde yer alan bütün özel Türk de yer alan Özel Türk Liselerinin okullarını kapsamına alacak şekilde %74.6’sma ilişkin veriler elde edilmiş­ planlanmıştır. Araştırmanın yapıldığı tir. yıl olan 1992’de, sayıları 63 olan Özel Sahadan veriler mülakat yöntemiy­ Türk okullarının hepsi araştırmanın le toplanmıştır. Mülakat 7 bölüm ol•a - kapsamına alınmıştır. Bu okulların rak planlanmış; Demografik Yapı ile İl­ 53’ünü Klasik Lise, 5’ini Fen Lisesi ve gili Bilgiler, Oturulan Konut, Ulaşım, geri kalan 5’ini de Meslek Lisesi oluş­ Eğitim, Göç, Çalışma Hayatı, Kanaat 18 ______YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 ve Düşünceler başlıkları altında Yöne­ Gidilen okulların % 60’ına yakını­ ticilerle ilgili bilgiler toplanmaya çalı­ nın 1985 yılından sonra kurulmuş ol­ şılmıştır. Mülakatlarda ağırlıklı olarak duğunu alınan bilgilerden öğrenmekte­ açık uçlu sorulardan faydalanılmıştır. yiz. Cumhuriyetin ilanından önce ku­ Saha çalışması yaklaşık 3 ay sür­ rulan okul sayısı 3’tür. Bunlar da Şişli müştür Mülakatlann 3 ayda tamam­ Terakki, Işık ve Darüşşafaka gibi köklü lanmasının en önemli sebebi araştırma­ okullardır. nın yaz aylarına rastlamış olmasıdır. Yazın ilk aylarında tatilde olan, daha Yöneticilerin Demografik sonraki zamanlarda da kayıt işleriyle Özellikleri meşgul olan yöneticiler randevu ver­ Araştırmaya katılan yöneticiler or­ mek istememişlerdir. Kuşkusuz bu se­ talama 48 yaşındadırlar. Görüşülen yö­ bep bütün okullar için geçerli değildir. neticilerin en genci 30, en yaşlısı 65 İkinci sebep ise, okulların İstanbul’un yaşındadır. Yöneticilerin üçte ikisini er­ hemen her bölgesine yayılmış olması­ kek ve yaklaşık üçte birini kadın yöne­ dır. Bu sebeblere randevu günlerini ticiler oluşturmaktadır. Yöneticilerin unutan ve görüşmeyi başka bir güne eştim durumları doğum yerleri ile bir­ erteleyen yöneticilerin sağladıkları ak­ likte incelendiğinde il ve ilçe doğumlu saklıkları da eklemek yanlış olmaya­ yöneticilerin büyük bir bölümünün caktır. Klasik Lise’ye devam ettiği, köy do­ Araştırmada Elde Edilen ğumlu yöneticilerin -biri dışında hepsi­ Bulgular: nin Öğretmen okuluna devam ettiği görülmüştür. Bitirilen Yüksek Öğretim Okulların Genel Özellikleri: Kurumlarına bakıldığında ise % Araştırmanın kapsamına alınan 63 Özel Türk Lisesinin %84.2’si Klasik Li­ 55.3’lük bir oranın Eğitim Enstitüleri­ ne devam ettiği, % 44.7’lik bir oranın­ se, %7.9’u Fen Lisesi ve yine %7.9’u da fakülte eğitiminden geçtiği tespit Meslek Lisesidir. Meslek Liselerinin edilmiştir. (Tablo-2). 4’ünü Turizm ve Otelcilik Liseleri, l’ini Hemşirelik Lisesi oluşturmakta­ Tablo-2: Yöneticilerin Doğum Yeri ile Bitirdikleri Eğitim Kurumu Arasındaki İlişki dır. Okulların ilçe bazında dağılımları Ortaöğretim Yükseköğretim incelendiğinde en fazla yığışımın Kadı­ N Klasik Öğrt. Eğitim FakülteLise Okulu Enstitüsü köy ilçesinde olduğu görülmüştür. Bu­ n % n % n % n % nu Üsküdar, Beşiktaş ve Bakırköy ilçe­ TOPLAM 47 27 57.4 20 42.6 26 55.3 21 44.7 leri izlemektedir. < İL 22 15 68.2 7 31.8 11 50.0 11 50.0 Görüş (ilebilen 47 okulun kimlik İLÇE 17 11 64.7 6 35.3 10 58.8 7 41.2 şekli incelendiğinde yarısının çoğunun KÖY 6 1 16.7 5 83.3 3 50.0 3 50.0 şirket olduğu tespit edilmiştir. Bunu YURT DIŞI 2 - - 2 100.0 • - • * şahısların kurduğu okullar izlemekte­ Yöneticilerin yansıra yakınının (% dir. Vakıfların kurduğu okullar da 44.7) oturdukları semt ile çalıştıkları azımsanamayacak sayıdadır. (Tablo 1) semt aynı yakadadır. Yöneticilerin Tablo-1: Görüşülen Okulların Kimlik Şekli önemli bir kısmı oturdukları evin sahibi­ N % dirler. Ortalama 4 odalı evlerde oturur­ Toplam 47 100 lar. Görüşülenlerin üçte ikisinin arabası Şirket 29 61.7 ve üçte birininde evinde bilgisayan var­ Şahıs 10 21.3 dır. Sonuç olarak yöneticilerin ekono­ Vakıf 8 17.0 mik refah düzeyleri yüksektir denilebilir. YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 Yöneticilerin. Çalışma Hayatı oranın ise göreve getirilme şekilleri bir­ İle İlgili Bilgiler: birinden farklıdır. Yöneticiler ortalama 21 yaşında ça­ Yöneticilerin üçte ikisi üst yönetim lışmaya başlamışlardır. Yöneticilerin % konumundaki birim olarak kurucu veya 63.9’u İl’de çalışmaya başlamışlardır. kurucu temsilcisini göstermişlerdir. Aynı Bunların %27.7’sini İstanbul’da çalış- durum şirket okullarında da geçerlidir maya başlayanlar oluşturmaktadır. II- (%82.8). Vakıf okullarında çalışan yöneti­ çe’de ve köy’de çalışanların oranı cilerin %70’inden fazlası yönetim kurulu­ %17’dir. Köy’de çalış­ Tablo-5 : Yöneticinin Bağlı Olduğu Üst Yönetim Konumundaki Birim maya başlayan 8 yö­ Üst Yönetimdeki Birim neticinin hepsi öğret­ N Kurucu veya Tem. Yönetim Kurulu Diğer men okulu mezunu­ n % n % n % dur. İlk çalışılan yer­ TOPLAM 47 34 72.4 8 17. 5 10.6 deki statü incelendi­ ŞAHIS 10 10 100.0 - - - - ğinde yöneticilerin ŞİRKET 29 24 82.8 2 6.9 3 10.3 VAKIF 8 • • 6 75.0 2 25.0 yaklaşık dörtte üçü­ nün öğretmen olduğu tespit edilmiştir. na bağlı çalışmaktadırlar (Bkz: Tablo 5). Diğer kategorisi altında toplanan statü­ Üst yönetimin kendilerine hangi ko­ lerin bazıları ise şunlardır; Muhabir, nulardaki yetkilerinin devrettiği sorul­ çoban, imam, müzisyen, memur... duğunda, yöneticilerin yarısından fazla­ (Bkz:Tablo 3) sı (63.8) eğitim-öğretimle ilgili tüm yet­ kiler cevabını vermişlerdir. Bu cevabı Tablo-3: Yöneticilerin İlk Çalıştıkları İşyerindeki Statüleri öğretmen Diğer veren yöneticilerin hemen hepsi bu yet­ N n % n % kilerin mali konuları içermediğini ifade TOPLAM 47 35 74.5 12 25.5 etmişlerdir. Ayrıca parasal konularla il­ gilenmek istemediklerini, eğitim faali­ Yöneticiler, şu anda çalıştıkları orta­ yetlerinin bunun dışında tutulması ge­ lama 5 yıldır görev yapmaktadırlar. Aynı rektiğini de eklemişlerdir. Geri kalan okulda 5 yılın üstünde görev yapanların %19 ise Milli Eğitim Bakanlığının okul oranı da %36.2’dir. Görüşülen yönetici­ müdürüne verdiği tüm yetkilere, yakla­ lerin yarısından fazlası (%61.7) çalıştık­ şık %13’ü de her konudaki yetkiye sa­ ları zaman süresi içinde hep aynı statüde hip olduklarım söylemişlerdir. çalışmışlardır (Bkz: Tablo 4) Okul yöneticilerinin %83’ünün Tablo-4 : Yöneticilerin Şimdiki İşyerindeki Hep Aynı Statüde Çalışıp-Çalışmadığı okula personel alma ve çıkarma konu­ sunda yetkisi vardır. Yetkisi olmayan 8 Aynı Statüde Çalışmadı İse Önceki Statüsü yönetici, bu konudaki karan üst yöne­ N Aynı Aynı Md. Yrd. Kurucu Tem. Bölüm Bşk. Öğrt. Statüde Statüde timin verdiğini söylemişlerdir. Çalıştı Çalıştı Koordinasyonun görüşülen okulların n % n % n % n % n % n % % 61.7’sinde işbölümü ve denetleme 47 29 61.7 18 38.3 13 72.2 2 11.1 2 11.1 1 5.6 ile, % 19.1 'inde toplantılarla, % 12.8’in- Yöneticilerin göreve getirilme şekil­ de yönetmeliklerle gerçekleştirildiğini leri incelendiğinde %83’ünün teklif yo­ söylemek mümkündür (Bkz: Tablo 6). luyla bu göreve geti­ Tablo-6 : Okulda Koordinasyonu Sağlama Biçimi rildiği görülmüştür. N İşbölümü ve Bakanlık %10.6’sı bu görev Denetlemeyle Toplantılarla Yönetmelikleriyle Diğer için başvuruda bulun­ n % n % n % n % muştur. %6.4’lük bir Toplam 47 29 61.7 9 19.1 6 12.8 3 6.4 20 . YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 Özel okullarda veli kitlesinin önem­ Herhangi bir işletmenin girdilerinin li olduğu gerçeğinden yola çıkılarak so­ ne olması gerektiği sorusuna yöneticile­ ruları “öğrenci velilieri ile ilişkileri nasıl rin yaklaşık % 60’1 cevap verememiştir. yürütüyorsunuz” sorusuna çeşitli ce­ Geri kalan 20 yöneticinin cevaplarının vaplar alınmıştır. Bu cevapların %50’si- büyük bir kısmı “satıştan elde edilen ge­ ni “periodik toplanülarla” ve “veli-öğ- lir” (% 58.3) şeklindedir. “Özel okulun retmen görüşmeleri” ile cevapları oluş­ girdileri nedir" sorusuna neredeyse bü­ turmaktadır. Verilen diğer cevaplarda tün yöneticiler cevap vermişlerdir. Bu incelendiğinde, özel okulların velilerle cevapları “öğrenciden alınan ücretler” ilişki kurmada devlet okullarından fark­ ve “öğrenci” şeklinde özetlemek müm­ lı bir yol izlemediği söylenebilir. kündür. Yöneticilerin hemen hepsi herhangi Yöneticilerin. Eğitim ve bir işletmenin amacı ile özel okulların Yönetim amacı arasında fark görürler. Herhangi Konusundaki Düşünceleri: bir işletmenin amacının kâr elde Yöneticiler arasında okulun başarı­ etmek olduğunu, özel okulun ise sını belirleyen en önemli etkenin okul­ kârı ikinci planda düşünmesi Eğitim da uygulanan eğitim sistemi ve öğret­ gerektiğini vurgularlar. Hatta hiç kurumlan diğer men olduğu görüşü yaygındır. Okulun kâr amacı gütmemesini düşünen işletmeler kadar sahip olduğu imkânların, üniversiteye yöneticiler de vardır. olmasada da giriş oranının, veli-öğretmen-idare iş­ Eğitim kurumlan diğer işlet­ toplumsal v e birliğinin, seçilmiş öğrencinin başarıyı meler kadar olmasa da toplumsal ekonomiketkilediği görüşünü de ortaya koyan ve ekonomik kurumlarla etkile­ kurumlarla yöneticiler de vardır. şim içindedirler. Bu nedenle etkileşim Görüşülen yöneticilerin üçte ikisi, okul içi ve dışı pek çok faktörden içindedirler. işletme ve yönetim kavramlarını birbi­ etkilenirler. Özel okul yöneticile­ rinden ayıran en önemli farkın ne ol­ rinin yaklaşık üçte ikisi okulun iç duğu sorusuna cevap vermemişlerdir. çevre koşullarından etkilendiğini ve bu Cevap verenler de (%27.7) aşağıdaki etkilenmenin kaliteli öğretmen bula­ tabloda da görüleceği gibi yönetim ve mamak, eğitim sistemi ile ilgili sorun­ işletme tanımlarım yapmakla yetinmiş­ lar şeklinde kendini hissettirdiğini söy­ lerdir. Verilen tanımların hemen hepsi lemişlerdir. genellemeler şeklindedir. Özellikle iş­ Özel okullann dış çevre faktörlerin­ letme tanımı için neredeyse bütün yö­ den etkilendiği görüşünde hemen he­ neticilerin verdiği “mali konular dışın­ men bütün yöneticiler birleşirler. On­ da bir kavram” tanımı oldukça ilginç­ lara göre, yanlış eğitim politikaları, tir. Verilen tanımdan yöneticilerin iş­ okulun bulunduğu fiziki konum ve letmeyi ekonomik bir birim olarak gör­ şartlar, basının olumsuz eleştirileri, medikleri sonucu çıkarılabilir (Bkz: okullar arası rekabet, ücret farklılıkları Tablo 7). ve ulaşım zorlukları dış faktörler ara­ sında sayılabilir. Tablo-7 : Yöneticilere Göre İşletme ve Yönetim Kavramlarını Birbirinden Ayıran En Önemli Farklar Maddi sebepler, Yönetim Tanımlan İşletme Tanımlan özel okulda ça­ Belirli Bir Parasal Mali Konular lışmayı tercih et­ Cevap Cevap Grubu • Konuları Dışında me nedeni ola­ N Verdi Vermedi Y.bilmek içerir Diğer Bir Kavram Diğer n % n % n % n % n % n % D % rak gösterilen en Toplam 47 13 27.7 34 73.3 6 46.1 3 23.1 4 30.8 12. 92.3 1 7.7 popüler cevaptır. YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996-. .21 Böyle olması da hiç şaşırtıcı değildir. sinin mesleki açıdan bilgili olmasını faz­ Çünkü devlet lisesinden emekli olan laca önemzemezler (Bkz: Tablo 8). yöneticilerin (görü­ Tablo-8 : Yöneticilere Göre İyi Bir Okul Yöneticisinin Sahip Olması Gereken Özellikler şülen yöneticilerin Toplam büyük bir kısmı N Cevap Mesleki Davranış Kişisel devletin eğitim ku- Sayısı Özellikler Özellikleri Özellikler n % n % n % rumlarmdan emek­ Toplam 47 204 33 16.2 108 52.9 63 30.9 lidir) emekli maaşı ile geçinemeyeceği ortadadır. Bu yüz­ İyi bir yöneticide aranan mesleki den emekli yöneticiler ek gelir sağla­ özelliklerin meslek bilgisi (% 54.5), mak için özel okullarda çalışmayı ter­ tecrübe (%39.4) ve mevzuat bilgisi (% cih etmişlerdir. Çocuğunu özel okul­ 12.1) olduğu söylenebilir. Mesleki bil­ larda okutmak ve çocuğuna yabancı dil gi olarak ifade edilen aslında eğitimle öğrenme imkânı sağlamak isteği de yö­ ilgili mesleki bilgidir, yönelimle ve yö­ neticilerin tercihlerini etkileyen faktör­ neticilikle ilgili değildir. lerden bazılarıdır. Ayrıca devlet oku- iyi bir yöneticinin sahip olması gere­ lundaki şartları beğenmedeği için, İs­ ken davranış özelliklerinin başında say­ tanbul dışında çalışmak isteme­ gılı olmak, dürüst olmak, beşeri ilişkiler diği için özel okulu tercih eden yönünden kuvvetli olmak özellikleri İyi bir yöneticinin yöneticiler de vardır. gelmektedir. Bunların yanında hoşgörü­sahip olması gereken davranış Yöneticiler çalışma ortamının iyi lü olması, disiplinli, sorumlu, prensip sa­olması, kurucunun olumlu tavrı, hibi olması da beklenen özellikler ara­ özelliklerinin düşüncelerini uygulama imkânı sındadır. Sahip olunması beklenen kişi­başında; bulmaları vb. sebeplerden dolayı sel özelliklerin en önemlisi çabuk ve saygılı olmak, çalıştıkları okullardan memnun doğru karar verme, liderlik vasfına sahip olduklarını söylemişlerdir. olmadır. İyi bir yöneticinin eğitimli ol­dürüst olmak, Yöneticiler özel okulda çalış­ ması, çalışkan, yetenekli olması, mesle­ beşeri ilişkiler mak ile devlet okulunda çalış­ ğini sevmesi de kişisel özellikler arasın­yönünden mak arasında fark görürler. Bu da sayılmaktadır.kuvvetli olmak farklar özel okulun olumluluğu Yöneticiler, iyi bir yönetici olmak özellikleri üzerinedir. Yöneticiler özel için gereken süre sorusuna sözel ve sa­ gelmektedir. okulda verim almanın, düşün­ yısal cevaplar vermişlerdir. Sözel cevap­ celeri uygulama imkânı bulma­ ların büyük bir bölümü “kişinin yetene­ nın, hak edilen ücreti alabilme­ ğine göre değişir” şeklindedir. Bunun nin, iyi ve fazla çalışmanın takdir edile­ zamana bağlı olmadığını ifade eden yö­ bilirliğinin devlet okuluna nazaran da­ neticilere de rastlanmıştır. Sayısal ce­ ha fazla olduğu görüşünde birleşirler. vapların önemli bir kısmını 10 yıl Özel okullarla ilgili ifade edilen tek (%36.2) ve 3-5 yıl arası (%19.11 cevap­ olumsuzluk, sözleşmelerin 1 yıllık dü­ ları oluşturmaktadır. zenlenmeleri sebebiyle iş güvencesinin Yöneticilerden kendilerini “Yetersiz, olmamasıdır. Az Yeterli, Orta, İyi, Çok İyi” şeklinde Yöneticilere göre, iyi bir yöneticinin oluşturulmuş bir skalaya yerleştirmeleri sahip olması gereken özelliklerin başın­ istendiğinde üçte ikisinin kendini Yeter­ da davranış özellikleri gelmektedir (% li pozisyonuna yerleştirdiği görülmüş­ 52.9). Bunu % 30.9’la kişisel ve % 16.2 tür. Kalan yaklaşık üçte bir (iki kişi ha­ ile mesleki özellikler izlemektedir. Gö­ riç) ise kendini çok yeterli pozisyona rüldüğü gibi görüşülenler, okul yönetici­ yerleştirmiştir. 22________ ___YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 99 Özet Ve Sonuç: nuları düşündüğü takdirde verimli olama­ Eğitim, insanın doğumundan ölü­ yacağını savunurlar. İşletmelerin ekono­ müne kadar devam eden bir süreçtir. mik bir birim olarak organize edildikleri Formal ve informal olarak işeyen bu sü­ ve özel okullarında kâr amacı güttüğü reçte, kuşkusuz düzenli bilgi ve davra­ gerçeğj birlikte düşünüldüğünde yönetici­ nışların kazanıldınlmaya çalışıldığı for­ lerin bu yaklaşımı oldukça ilginç bir hâl mal eğitim kurumlannın payı büyüktür. almaktadır. Ülkemizde bu kurumlann çoğu, devlet Yöneticiler, yönetim süreçleri konu­ idaresindedir. Devletin kurmuş olduğu sunda pek fazla bilgiye sahip değillerdir. okulların yanında özel girişimciler tara­ Koordinasyonu sağlama biçimi olarak iş­ fından kurulmuş okullar da vardır. Türk bölümü ve denetlemeyi yeterli gören yö­ ve yabancı girişimcilerin açtıkları bu neticiler, bunun nasıl yapıldığı konusun­ okullarda ilk anlamlı gelişmenin da bir yol, yöntem önermezler. İşletme 1985’ten sonra görülmeye başlandığı ve yönetim kavramlarının tanımlannı bi­ söylenebilir. Bunun en önemli sebebi, le yapamayan özel okul yöneticileri, yö­ devletin özel okullarla ilgili tedbir ve netimle ilgili temel kavram ve ilkelerin­ teşvikleri arttırması ve özel okullara ta­ den de habersizdirler. Bütün bunlara lebin artmasıdır. rağmen kendilerini iyi bir yönetici ola­ Bu araştırmada özel okulların bu rak değerlendirmektedirler. olumlu ve hızlı gelişimlerinden hareket edilmiş ve Özel Türk okullarının yöne­ Türkiye’de özel okullar gelişmekte timleri incelenmiştir. Araştırmalım ana olan önemli bir sektördür. Bu sektörün amacı bu okuldaki yöneticilerin yönetim eğitim anlayışı olmayan girişimcilerin konusunda yeteri bilgilerinin olup olma­ elinde olması, okullarda yanlış eştim dığının ortaya konmasıdır. politikalarının uygulanması Türk eğiti­ Görüşülen yöneticilerin ortalama yaşı mini olumsuz olarak etkileyecektir. Ay­ 48’dir. Çoğunluğunun devlet sektörün­ rıca okul yöneticiliğinin profesyonel yö­ den emekli olduktan sonra bu okullarda neticiler tarafından yürütülmemesi, özel çalışmaya başladığını yaş ortalamasının okulların verimli çalışmasını ve kâr et­ yüksekliğinden anlamak mümkündür. mesini de etkileyecektir. Bu araştırmada Okul sahipleri tarafından yaşlı yöneticile­ elde edilen verilenin ışığı altında, bu rin seçimi tesadüf değildir. Bunun en okullardaki yönetimin profesyonel yö­ önemli sebebi, bu kişilerin devletle olan neticiler tarafından yürütülmesi ama ilişkileri yürütecek tecrübede olması, baş- bunun yanında bu kişilerin pedagojik ka bir deyişle bürokratik işleyişe hakim ol­ formasyon kurs, seminer gibi eğitimler­ masıdır. Göreve genellikle teklifle gelen den geçmesi gerektiği önerilebilir. yöneticiler, okulda eştim öğretimle ilgili yetkilere sahiptirler. Ancak mali konularda hemen hiçbirinin yet­ kisi yoktur. Yönetici­ ler bu durumdan ol­ dukça memnundur­ lar. Çünkü, eğitimin kâr amaçlı düzenlene­ meyeceğini ve okul yöneticisinin bu ko­ YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996. Yaratıcı Olmak Dr. Çağlayan DİNÇER G.O. Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Aile Ekonomisi Yaygın Eğitimi Bölümü Araştırma Görevlisi İnsanlara yaratıcı olmayı öğretemeyebiliriz fakat yaratıcı olmanın ne olduğunu keşfetmelerine yardım edebiliriz. insanlara yaratıcı olmayı ile değerlendirirler. Olaylara diğer in­ öğretebilir miyiz? sanların görmediği yönleri ile bakabi­ Hayır. Fakat yaratıcı olmanın ne oldu­ lirler. Fikirleri ile özgürdürler, çünkü ğunu keşfetmelerine yardım edebiliriz. karşı olan fikirleri görmekten ve de­ Burada bizlere düşen görev, insanların ğerlendirmekten hoşlanırlar. yaratıcı olmalan için onlarda olması ge­ • Yaratıcı insanlar, diğerlerinin görme­ reken şeyleri bulmalarına yardımcı ol­ diklerini görürler. Örneğin yaratıcı maktır. Bunun için yapmamız gereken, bir fotoğrafçı, yağmurlu bir günde herşeyi doğru olarak kabul edip serbest parlak güneşli bir günden daha çok bırakmak, organize olunmamasını sağ­ şey görür. Yaratıcı insanlar, her şeyi lamak, doğal ve içten olunmasını söyle­ bir araya koyup bir çok olasılık yara­ mektir. tırlar. Örneğin, 2 üe 2’yi bir araya ko­ Kişilere, yaratıcı olmalarına yardım yup 4 yerine 22’yi meydana getirme- etmek için yeni şeyler öğretmek gerek­ leri gibi. memektedir. Fakat onların, çocuk akıl­ • Yaratıcı kişiler, sürekli hareket halin­ larının, endişe ve meraklarının yeniden dedirler. Yaratıcı şeyler düşünmek, canlandırılmasında yardıma ihtiyaçları yaratıcı olmak demek değildir. Bir ha­ vardır. Ne yazık ki hepimiz on yaşından reket, bir ürün, bir performans göster­ beri böyle düşünmekten ve meraklı ol­ melidirler. Taslak halinde bile olsa bir maktan uzaklaştırılırız. şeyler yazmak, teklifler sunmak, her­ hangi bir şekilde telefonla ya da yüz- Kimler yaratıcıdır? yüze konuşmak... Tüm bunlar yaratı­ Yaratıcılık, sadece sanatla sınırlı değil­ cılığın ham maddesidir. dir. Yaratıcı insan her meslekten olabi­ • Yaratıcılık insanı ileri götürür. Her lir. Yaratıcı kişi hakkında bilinen en bel­ problem ilerlemek için bir fırsattır, li başlı şey, bu insanların bazı ayırıcı her engel bir meydan okumadır. Ya­ özellikleri olduğudur. ratıcı kişiler, bir dağcının dağa baktı­ • Yaratıcı insanlar, cesurdurlar. Olayla­ ğı şekilde bir meydan okuma içinde­ rı tek yönü ile değil, değişik yönleri dirler. YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 • Yaratıcı insanlar, gayretli ve hırslıdır­ dır. lar. j • Kısa bir süre için bile olsa bir işe kon­ • Yaratıcı insanlar, açık, sıradan, basma santre olunmalıdır. kalıp şeylerle mutlu olmazlar. Verilen • Gerektiği zaman işten uzaklaşılmalı- ilk cevaplar onları tatmin etmez. dır. • Yarada insanlar, ne zaman bıraka­ • Yapılması gerekenler listelenmelidir. caklarını ve ne zaman çalışacaklarını İkinci bir liste olarak da o gün yapıl­ bilirler. Yaratıcı olunmadığında çalış­ ması gereken iki iş listelenmelidir. mayı bir süre bırakmak gerektiğine Bu iki iş yapılmalı ve dinlenme unu- inanırlar. Böylece heyecanlı ve dü­ tulmalıdır. zensiz çalışırlar. Yaratıcı olduğu za­ Yaratıcı insanlar man bir süre ara verip, rahatlayıp, Öj/Zeyse yaratıcı kişiliğin farklıdırlar, şakacı daha sonra tekrar devam etmenin özellikleri nelerdir? verimi arttıracağını düşünürler. Lyman’a göre yaratıcı kişinin Ve neşelidirler, • Yaratıcı insanlar, sabırlıdırlar. Fakat özellikleri şunlardır: maceracıdırlar, çoğu zaman yaptıkları işin hemen so­ • Yaratıcı insanlar, farklıdır ve içten ve nuçlanmasını beklerler ve hemen ba­ farklı olmaya aldırmazlar. Bazı doğaldırlar, şarmak isterler. Ama nasıl sabırlı ola­ insanlar farklıdır, fakat farklı ol­ bağımsızdırlar, caklarını da bilirler. mak da onları özel yapar. Yaratı­ sanat ve güzelliğe • Yaratıcılık cesaret ister. Yaratıcı kişi, cı insanlar farklılıklarım kabul et­ duyarlıdırlar... itirazların ve eleştirilerin saldırısına me iznini kendilerine vermeli­ dayanmak için güçlü olmalıdır. Ba­ dirler. zen itirazlar görüşünü kavramayı be­ • Yaraücı insanlar, şakacı ve neşe­ ceremeyenlerden gelir ama en sert lidirler. Ciddi konular dışında hiç bir eleştiri, kişinin kendinden gelir. şeyi ciddiye almazlar. • Yaratıcılık, konsantre olmayı ve tüm • Yaratıcı insanlar, kurallardan hoşlan­ enerjisini tek bir amaç üzerine odak­ mazlar. Kural dışı ve kendi istedikleri lamayı gerektirir. gibi davranmaktan hoşlanırlar. • Yaratıcı insanlar, yaşamda yapılması • Yaratıcı insanlar, gereken çok şeyin olduğunu ve zama­ maceracıdırlar. nın hiç bir zaman yeterli olmadığını Seyhat etmeyi, düşünürler. Zaten yaratıcılıkta en yeni şeyler gör­ önemli faktörlerden biri, zamandır. meyi, kendileri • Yaratıcı insanlar için en zor soru şu­ dışındaki dünya­ dur. Hangisi daha önemli? Yaptığım yı ve içlerindeki iş mi, yoksa benim kişisel mutlulu­ dünyayı keşfet­ ğum mu? mekten hoşlanır­ lar. Yaratıcı fikrin ortaya çıkmasını • Yaratıcı kişilerin sağlayacak öneriler nelerdir? işlerini zamanın­ • Her gün çalışılmalıdır. Her gün çalış­ da, hatasız ve ma, becerileri keskinleştirir. Yaratıcı tam olarak yap­ fikirler, daha çok çalışan, meşgul maları, en bü­ olan kimselerin aklına gelir. yük problemdir. • Hafıza boş tutulmalıdır. Zaten bunu da • Zihni meşgul eden şeylerden uzakla- başaramazlar. şılmalıdır. Tamamlanmayan projeler, • Yaratıcı insan­ yarım kalan işler akıldan çıkarılmalı- lar, eğlencelidir- YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 _____________________________ ler. Mizah duygula­ dır. O zaman başarısızlık zaten bek­ rı iyi gelişmiştir. lenir. Fıkra dinlemekten • Başarısızlıktan korkmanın daha kötü­ ve anlatmaktan sü “Başan Korkusu"dur. Bu korku, hoşlanırlar. Onlar genelde başarının hak edilmediği dü­ etrafındaki kişileri şüncesinden ileri gelir. Yaşamda ken­ eğlendirirler, bu dimizi geliştirmekten, ebeveynleri­ arada kendileri de mizden üstün gelmekten ya da akran- eğlenirler. lanmızı geçmekten korkanz. Bazı in­ • Yaratıcı insanlar, sanlar başarıdan bazen o kadar kor­ içten ve doğaldır karlar ki kendi kendilerini baltalarlar. lar. içlerinden geldiği gibi davranır­ • Göze alınabilen risklerin ve öz saygı­ lar. Yaşamlarını sürdürmek için dü­ nın azalması, yaratıcı olmayı zorlaştı­ zene ihtiyaçları yoktur. Yaptıkları iş­ rır. Kendine güvenen kişi, imkânsız lerden ve hergünkü olaylardan yön­ görüneni bile denemek için girişim­ lerini tayin ederler. Başkalarının de bulunur. Cesaretli olmak, kişinin standartlarına uymaktansa olaylara daha yaratıcı riskleri göze almasına tepki vermekten hoşlanırlar. Kendi yardım eder. kurallarını kendileri koyarlar. • Yaratıcılıkta fiziksel olarak enerji har­ • Yaratıcı insanlar, bağımsızdırlar. camadan daha kötüsü duygusal ener­ Kendi kendilerine çalışma, tek başı­ ji harcamadır. Çünkü duygular, ya- na olma, kendi inanç ve istekleriyle ratmak için enerji sağlarlar. İş yerinde Çalışırken ayakta durma ve diğerlerinin görüş­ çalışırken, duygusal enerjinin %30’u yaratıcılık ateşini lerine, tuhaflıklarına karşı çıkma harcanır. Yaşanılan veya çalışılan çev­ alevlendirmek için konusunda oldukça yeteneklidirler. re ile ilgilenirken duygusal enerjinin önce negatif • Yaratıcı insanlar, sanat ve güzelli­ yine %30’u harcanır. Örneğin sokak­ enerjiyi pozitif ğe daha duyarlıdırlar. Onlar için gü­ ta yürürken endişe duyulması, çevre­ enerjiye çevirmek zellik sadece çiçeğin rengi veya şek- nin kirli ve gürültülü olması, tüm gerekir. li değildir, iyi düzenlenmiş bir ma- bunlar duygusal enerjinin harcanma­ kinanın fonksiyonu, iyi işleyen bir sına neden olmaktadır. Günün so­ politik sistem ve farklı bir fikir onla- nunda eve dönüldüğünde duygusal n etkiler. enerjinin sadece %40’ı geriye kalmış­ • Yaratıcı insanlar, istekli, idealist ve tır. Eşle, çocuklarla, ebeveynlerle ya duyarlıdırlar. istedikleri herşeyi başa­ da arkadaşlarla ilgilenmek için kalan racaklarına inanırlar. Bazı kişiler, on­ enerji de harcanır. Eğer tüm enerji ev ları hiperaktif olarak nitelendirirler. yaşamında harcanırsa, işteyken kul­ • Ne amaçla çalışmak ve ne yapmak is­ lanmak için duygusal enerji kalmaya­ tendiği bilinmezse enerji odaklana- caktır. Yaratıcı olmak için bunların maz. Yaratıcı insanlar özellikle başarı­ tümünün dengeli olması gerekmek­ lı yaratıcı kişiler, yaşamlarından ipucu tedir. alırlar. Her zaman ne istendiğini bil­ • Çalışırken yaratıcılık ateşini alevlen­ mek, başarmak için gereklidir. dirmek için önce negatif enerjiyi po­ • Her sabah kendinize başaracağınızı zitif enerjiye çevirmek gerekir. Sevi­ söyleyerek, başarı için kendinizi len bir işte, hoşlanılan kimselerle ça­ programlayabilirsiniz. Kişinin kendi­ lışmanın yaratıcılığa etkisi oldukça ne güvenmesi ve “Bu işi yapabilirim” fazladır. Eğer iş ortamı yaratıcı olma­ diye başlaması ona pozitif güç verir. yı engelliyorsa, o işten aynlarak yara­ Korku ise negatif bir düşünce kazan­ tıcı olunacak yeni bir iş bulunmalıdır. 26 YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 Böylece %30 negatif enerji, %30 po­ mak için yaratıcı­ zitif enerjiye çevrilmiş olur. Diğer ya­ lıkla ilgili egzersiz pılabilecek şey ise huzursuz gürültü­ yapılması gerekti­ lü bir çevrede yaşanıyorsa oradan ta­ ği de unutulma­ şınmaktır. Böylece pozitif duygusal malıdır. enerjiye %30 da eklenmiş olur. Çalışırken birkaç • Yaşam eşit olarak dikkat edilmesi ge­ dakika dinlenmeli reken eşkenar üçgen gibi düşünül­ ve düşüncelere melidir. Bu üçgen, kişinin “kendisi­ dalınmalıdır. Bir ni”, “kariyerini” ve “ailesini" kapsar. kaç dakikayı alan Denge sağlandıkça daha uyumlu olu­ bu rahatlama et­ nacaktır. kinliği için önce • Yaşamın günlük kayıtlarını tutma, ki­ rahat edilebilecek şinin kendisini daha iyi tanımasına bir yer bulunmalı ve yaratıcı kaynağını anlamasına yar­ sonra gerçekten dım edecektir. Günlük tutarken dik­ rahatlanmalıdır. kat edilmesi gereken dört nokta var­ Ayaklar, rahat edecekleri şekilde ha­ dır. reket ettirilmeli ve onların en rahat - Günlükler özeldirler. Kimse ne ya­ oldukları pozisyon bulunmalıdır. zıldığını görmemeli ve bilmemelidir. Sonra bilekler sonra bacaklar ve tüm Bu nedenle doğru olması veya doğ­ eklemler fiziksel gerginlikten kurtu­ ru yazılması gerekmeyecektir. Kı­ lana kadar hareket ettirilmelidir. Da­ saltmalar, çizimler uygun olabilir. ha sonora gözler kapatıılmalı ve ha­ - Günlük etkinlikler, gezilen, gidilen yâle dalınmalıdır. Bunun için iki tek- yerler ve yapılan her şey yazılmalı­ nik vardır, ilki güzel yerleri hayâl et­ dır. mek, diğeri doğal ortamı hayâl et­ - Karşılaşılan kişilerin karakterleri mek. Ağaçlar, deniz kenarlan, açık mümkün olduğunca detaylı kayde­ alanlar, o güzel renkler, doğal koku, dilmelidir. Bir süre sonra insanları havanın sıcaklığı, yapraklar ve her gözlemleme ve tasvir etme yetene­ şey hissedilmeye çalışılmalıdır. Kişi ğinin geliştiği de görülecektir. bu rahatlama çalışmaları için kendi­ - Duygular dikkatlice tanımlanmalı­ ne zaman ayırmalı ve acele etmeme­ dır. Mutlu, üzgün olunduğu, kal­ lidir. Diğer bir rahatlama tekniği de bin kırıldığı, acı çekildiği... Ne his- şudur. Vücuttaki stres düşünülmeli, sediliyorsa özenle anlatılmalıdır. patlama noktasında olduğu hayâl • Rüyalar bazen neler olduğu hakkın­ edilmeli ve daha sonra vücuttan da çok değerli bilgiler verebilirler. Bir akan sıvı hissedilmeye çalışılmalıdır. rüyadan uyanıldığı zaman hatırlana­ Deriden akıp giderken aklın gözleriy­ bildiği kadarı ile rüya yazılmalıdır. le seyredilmeli ve bir damla kalma- Böylelikle içinde taşıdığı mesaj kolay­ yıncaya kadar vücuttan akıp gittiği lıkla bulunabilir. hissedilmeEdir. Bu arada bazı ilginç • Yaraücı yaşamın paylaşılabileceği bir şeyler de denenebilir. Vücuttan akıp akran grubu oluşturulmalıdır. Aynı gidenler görüldükçe rahatlanacak ve zamanda yaratıcı ruhu yeniden ka­ vücut ağırlığı hissedilecektir. Bir kaç KAYNAK: zanmak için de zaman zaman yalnız dakika içerisinde kişi, vücuduna tek­ Lyman. H Davd Being Creative. Training & kalmaya çalışılmalıdır. rar dönecek ve çalışmalarında daha Development Jovrnol*. v: Kitap okunmalı, müzik dinlenmeli istekli ve verimli olduğunu farkede- 43 n 4, 44-49 April 1989 ve bir şeyler yazılmalıdır. Yaratıcı ol­ cektir. YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 27 Milli Eğitimde Sistem Örgüt ve Kaynak Kullanımı in içtirme Yrd. Doç. Dr. Niyazi CAN Erciyes Ü. Fen-Edeb. Fak. Eğitim Bil. Böl. Öğr. Üyesi. Türk Milli Eğitim Sisteminde Okul örgütleri, sosyal, kültürel ve Sportif etkinliklerle zenginleştirilerek “Ortak Kaynak Kullanımına göre bütünleştirilmelidir. Milli Eğitim Teşkilatı’nda “Eğitim li Eğitim Sistemine yönelik önemli ka­ Geliştirme Plânı” çalışması yapıldığı rarlar alınmış ve çeşitli öneriler gelişti­ Milli Eğitim Bakanlığı Araştırma Plân­ rilmiştir. lama ve Koordinasyon Kurulu’nun 10. Bilim adamlarının aylar süren hazır­ 10. 1995 tarih ve 2608 sayılı Üniversi­ lıklarımdan sonra onaya konulan gö­ telere gönderilen yazısından anlaşıl­ rüşlerin dikkate alınması temel dilek maktadır. olmakla beraber sistem, örgüt ve kay­ Sözkonusu yazıda, eğitim plânın da nak kullanımı ile ilgili birkaç noktaya gerekli görülen sistem, örgüt ve kaynak aşağıda işaret edilmiştir. kullanımını geliştirme konuları ile bun­ ların hangi kapsam ve boyutlarda, han­ SİSTEM gi yöntemlerle ele alınmasına dair gö­ rüşlere başvurulduğu belirtilmektedir. Örgütsel açıdan sistem, çevresindeki sistemlerden girdiler alan, onlara çıktı­ Türkiye’de çok iyi niyetli çalışmalar lar (ürün) vererek hizmet eden birbiri­ ve bunun sonucunda ortaya çıkan ra­ ne bağımlı alt sistemlerden oluşan ve porlar ve görüşler bulunmaktadır. An­ çevre sistemlerle sınırlanmış bulunan cak çoğu zaman uzun emek mahsulü bir bütünü ifade etmektedir. Bir örgütü bu tür çalışmalar her nedense uygula­ sistem bütünlüğüne kavuşturmanın maya konulamamaktadır. Milli Eğitim anlamı, örgütün üretim, alış veriş, ya­ Şuraları ve bu şuralarda alınan karar­ şatma, uyarlama ve yönetim alt sistem­ lar, eğitim-öğretim amaçlı toplantılar lerini yukarıdan aşağıya, merkez örgü­ ve ortaya konulan görüşler bunlardan bazılarıdır. Örneğin 10, 11, 12, 13 ve tünden taşra örgütüne doğru bütünleş­ tirmek demektir (Başaran 1982). 14. Milli Eğitim Şuralarında Türk Mil­ 28_______ --------------— YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 Sistem bir bütünlük ifade eder. Türk tim birimlerinde görülen görev karma­ Milli Eğitim Sistemi üzerinde yapılan şasının önlenmesi, benzer görevleri ya­ çalışmaların bu bütünlük ilkesini gözö- pan Merkez Teşkilatı birimlerinin bir­ nünde bulundurması gerekir. Bunun leştirilerek, ana ve yardımcı hizmet bi­ açık ifadesi; her türlü iyileştirme çalış­ rimlerinin sayısının olabildiğince azal­ maları sistemin bütünü dikkate alına­ tılması yapılacak çalışmalardan bazıla­ rak yapılır. Aksi takdirde çok yararlı rını oluşturur. parçalar, sistem bütünlüğü içinde dü­ Yine iş ve görev analizleri yapıldığın­ şünülmediği zaman aynı derecede ya­ da açıkça görüleceği üzere, çok ele­ rarlı sonuçlar vermez. Ders Geçme ve manla az iş yapılan birimlerin bu han­ Kredi uygulaması hayli uzun süren ça­ tallıktan kurtarılarak işe uygun, verim­ lışmalar sonucu ortaya konulmuştur. li ve üretken uzman personelin istih­ Ancak toplumun altyapı dediği pek- dam edilmesi, bunun paralelinde taşra çok değişken aynı paralelde düzenlen­ teşkilatlarında da düzenlemelere gidil­ mediğinden ve bu düzenleme girişim­ mesi gerekli görülen hususlardandır. lerine ısrarla devam edilmediğinden ta­ ÖRGÜT bii olarak istenen sonuca ulaşılamamış­ tır. Ülke gerçeklerine göre çeşitli Sistemin yapısı ile örgüt ve örgütsel amaçlar birbirleriyle ilişkili kavramlar­ branşlarda öğretmen hazırlığı, yeterli dır. Örgütsel amaçların değişmesinin, fiziksel imkânlar ve okuldaki faaliyetle­ sistemin yapısında da değişikliğe gidil­ ri daha cazip hale getirici türlü etkin­ mesine neden olacağı belirtilmektedir. likler (eğitsel kolların fonksiyonel ola­ (Davis ve Olson 1984) Türk Eğitim Sis­ rak çalışmasıyla boş zamanda uğraşı teminde, sistem yapısındaki değişme­ alanları, spoı, yeterli kütüphane vb.)‘le ler ve amaçların (ve süreçlerinin) bir­ bu girişim başarıyla sonuçlanabilirdi. birlerinden bağımsız algılandıkları söy­ Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi oku­ lenebilir. lu, dışardan, (sokaktan) daha cazip ha­ Örgütlerden bahsederken örgütün le getirmeden öğrencileri okulda tut­ amaç, yapı ve süreç boyutları dikkate mak mümkün değildir. Cumhuriyetin alınır (Bursalıoğlu 1976). 10. Milli Eği­ ilk yıllarında Türk Milli Eğitimi için bir tim Şurası Türk Milli Eğitim Yapısı ile rapor hazırlayan Amerikalı eğitimci ilgili olarak dikkate alınabilecek öneri­ John Dewey “Okul hayata hazırlanılan ler getirmiştir. Bu kararların yeniden yer değil hayata kendisidir" derken bu gündeme getirilerek, gerekirse güncel­ gerçeği vurguluyor. Eğitim sisteminde leştirilerek değerlendirilmesinin uygun bir yenileşmeye gidilirken, sistemin olacağı mütalaa edilmektedir. Zira ya­ ilişkili olduğu çevre sistemleri ve alt pılan çalışmaları ve ileri sürülen öneri­ sistemleri düşünülmeden, aynı doğrul­ lerin yeniden tekrarlamak ülke için za­ tuda buralarda da gerekli düzenleme man kaybı olabilir. ve uyarlamalar yapılmadan istenen so­ nuca ulaşılamamaktadır. Bu, sistemin Örgüt kavramı ile ilgili diğer iki önemli kavram “Örgüt Plânlaması “ ve tabiaundan kaynaklanan bir husustur. “Örgüt Analizedir. Milli Eğitim örgütünün amaçlarının Örgüt Plânlaması: Örgüt Plânla yeniden gözden geçirilerek bunların daha açık, net ve gerçekleştirilebilecek ması, yapılması gereken görevlerin hedefler haline getirilmesi, birimlerin saptanmasını, işlerin uygun bir biçim­ görev ve rollerinin birbirlerine karıştı­ de bölünmesini, gruplandırılmasını, rılmadan, görev sınırlan belirlenerek grupların karşılıklı ilişkilerinin sistema­ ifade edilmesi ve böylece yıllardır eği­ tik şekilde saptanmasını, sorumluluk ve yetkilerin düzenlenmesini, hazırla- YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 nan örgüt plânının uygulamaya konul­ belirtilir (Sürgit 1977:6). masını ve periyodik olarak gözden ge­ 1. Örgütün dayanaklarının tesbit edil­ çirilmesini kapsar. Örgüt plânlaması mesi ve incelenmesi (amaçlar, politi­ örgütün yöneleceği amaçları açıklıkla kalar, yasalar, tecrübe ve gelenek­ ortaya koyar, örgüt değişikliklerine yön ler, dış örgütlerle ilişkiler), verir, plândan ayrılma ve farklılaşmala­ 2. Örgütün amaçlarının gerçekleşmesi rın teşhisine ve önlemler alınmasına için yapılması gereken işlerin tesbit yardımcı olur (Sürgit 1977: 5-6). Ör­ edilmesi, gütsel amaçların değişmesinin, siste­ 3. İşbölümü ve işin gruplandırılması min yapısında da değişikliğe gidilmesi­ ne neden olacağı (Davis B., Oson H. (departmentation), 1984) belirtilmektedir. 4. Birim ve bireylerarası ilişkinin dü­ Varolan bir örgüt plânının değişen zenlenmesi (örgütleme ilişkisi), ihtiyaç ve koşullara uygulanması, ör­ 5. Destek Birimlerinin kurulması güt analizi tekniğinden yararlanmak (amaç ve yardımcı birimler), suretiyle bir örgüt araştırmasını da ge­ 6. Kadrolaşma, personel temini ve ör­ rektirir. 1960-70 yıllarında yoğun ol­ güt plânının uygulamaya konulması. mak üzere örgütlerle ilgili çok çeşitli Örgüt, yapısıyla ve tüm kaynaklarıy­ kuramsal araştırmalara rastlamak la önceden belirlenen amaçları gerçek­ mümkündür. Örgüt kuramları, örgüt­ leştirmek için bir araçtır. Bu aracın ya­ lerin daha iyi nasıl kurulabileceği ve şaması ve geliştirilmesi de yönetimin yönetilebileceği ile ilendiklerinden, görevidir. Örgüt bir yapı ise yönetim bu amaçla örgütsel ve yönetimsel uy­ de bu yapıyı işleten bir süreçtir. Bütün gulama ve problemlerden sonuçlar çı­ çağdaş yöntemlerde yönetim süreçleri karmak hedeflenir (Gray 1980:25). olarak bilinen eylemlere (karar, plânla­ Örgüt Analizi: Ortak amaç ya da ma, örgütleme, koordinasyon, iletişim, amaçların gerçekleştirilmesiyle görevli etki ve değerlendirme) ve bu süreçle­ bir grupta temel ilişkilerin saptanması rin anlamlarına uygun uygulamalara ve etkin bir çalışma için gerekli ana ya­ yer verildiği görülmektedir. Türk Mili pının kurulması maksadıyla yapılacak Eğitim Örgütlerinde de bu süreçlerin bir örgüt analizinin genellikle aşağıda­ dikkate alınması yanımda bunları işle­ ki evrelere uyularak gerçekleştirileceği tecek düzeyde yönetici ve uzman per- ■30________ YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 sonele yer verilmesi gerekmektedir. yine aynı il ve ilçedeki bir okulda öğ­ KAYNAK KULLANIMI retmen azlığı, diğer bir okulda fazlalığı gibi dengesizlikler önlenebilir. Küçük Yönetimde koordinasyon süreci kay­ yerleşim yerlerinde çok programlı nak kullanımı ile ilişkili bir kavramdır. okulları yaygınlaştırmakta diğer bir çö­ Madde ve insan kaynaklarının amaçlar züm yolu olarak düşünülmektedir. doğrultusunda en etkin ve verimli bir şekilde kullanılması büyük önem taşır. Yukarıdaki örnekler çoğaltılabilir. Türkiye gibi kaynakları kıt olan ülkele­ Ancak örnekleri çoğaltmak yerine her­ rin mevcut imkânları azami bir yararlı­ kesçe bilinen gerçekleri uygulamaya lık ölçüsünde kullanması bir zaruret başlamanın daha rasyonel bir davranış olarak görülmektedir. olacağı düşünülmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi çok sayıda birim ve personel yerine, yeterli SONUÇ VE ÖNERİLER sayıda birim ve personelle işlemlerin 1- Türk Milli Eğittim Sisteminde yürütülmesi gereği kaynak kullanımı­ çeşitli alanlarda iyileştirme ve nın verimliliği ile ilgilidir. Merkez Teş­ geliştirme çalışmalarına sistem kilatındaki tüm araştırma birimleri, bütünlüğü içinde başlanarak tüm yurtdışı eğitimi ile ilgili birimler, gerekli, plânlama, uygulama ve tüm mesleki eğitim ve genel eğitim bi­ değerlendirmeler yapılmalıdır. rimleri birer çatı oluşturarak, (diğer ge­ lişmiş ülkelerde olduğu gibi) teşkilatta­ 2- Okul örgütleri, gelişmiş ülke­ KAYNAKLAR ki birimlerin sayıları azaltılabilir. lerde olduğu gibi çok çeşitli BAŞARAN, İbrahim Eh hem. 1982 Örgütsel sosyal, kültürel ve sportif etkin­ Davranış. Ankara: Yetki devri sürecine hız verilerek liklerle zenginleştirilerek öğ­ Ankara Üniversitesi kararların hizmetin yapıldığı basamak­ Eğilim Fakültesi Ya­ renciler için cazibe merkezleri yınları (No: 108| ta alınmasının sağlanması, böylece 1988 Eğitim Yöneti­ haline getirilmelidir. mi Ankara: Gül Ya­merkez teşkilatının ülke genelinde yınevi. makro eğitim plânları, araştırmaları, 3- Merkez Teşkilatının imkânları, BURSAUOGLU, ZIYA. genel bütçeyi oluşturması çalışmaları­ “Ortak Yararlanma İlkesi” ne 1976 Okul Yöneli­ minde Yeni Yapı ve na fırsat hazırlanmalıdır. Genel politi­ göre bütünleştirilmeli, hazır­ Davranış.. Ankara: Ankara Üniversitesi kalar ve kararlar merkezde alınmakla lanmalı ve kullanılmalıdır. Eğilim Fakültesi Ya- yını (No:78| 1978 beraber, taşraya özgü kararların yerin­ Madde ve insan kaynaklarının Eğitim Yönetiminde de alınması ve uygulanması, yerel kay­ Taşra Teşkilatlarında da aynı Teori ve Uygulama. Ankara: Ankara Üni­ nakların eğitime aktarılmasını daha da bütünlük içinde kullanılması versitesi Eğitim Fa­ kültesi Yayıuj kolaylaştırabilir. Kararlara katılanlarm yönünde gerekti tedbirler alın­ (No:71| bu kararların uygulanması için gerekli malıdır. DAVİS B, Gordan, Margrethe Olson kaynakları sağlamada katkıları da arta­ 4- Milli Eğitim Örgütleri bilimsel H.1984 Manage­ment Information bilir. Zira henüz katılım olmadan bile, verilere göre “Örgüt Plânlama Systems-Conceptual yerel katkıların merkezden gönderilen­ Foundations. Struc­sı”ve “ÖrgütAnalizi”teknikle­ ture And Develop­ lerden fazla olduğu görülmektedir. ment. Tokyo: Inter­ rine göre incelenerek mevcut national Student edi­ Merkezde başlayan “ortak yararlan­ yapı ve süreçler ortaya konul­ tion Me Grow Hill International Book ma ilkesi” ne uyma sürecinin taşrada malı ve buna göre gerekli dü­ Company, Second da sürdürülmesi gerekir. Okul binaları, Edition.zenlemelere başlanmalıdır. GRAY. H.L. 1980 Ma­ okul öğretmenleri ve araç gereçler de nagement In Educa­ gerektikçe tüm bölgenin kaynakları 5 Genel Politikalar ve kararlar tion Hull: Nofferlon olarak ortak kullanılabilmelidir. Böyle­ Merkezde oluşturularak diğer Books Type set in Monopholo Univer­ sity ce bir okulda 80-90 kişilik sınıflar, he­ uygulama, katılım ve katkıları­ SÜRGİT, Kenan 1977 men yanıbaşındaki diğer bir okulda nın mahallinde gerçekleştiril­ "Örgüt Analizi Tek­ mesi sağlanmalıdır. niği" Amme İdaresi (özellikle meslek okulları) boş sınıflar; Dergisi. 10. 3: 3- 26 YAŞADIKÇA EĞİTİM/46/1996 31 Prof. Dr. Yahya AKYUZ Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi (tlmaL, yJucı defyiL (Y. Akyuz) Yazar : Prof. Dr. Mustafa ERGÜN Eser : EL Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri (1908-1914), Ankara, 1996, 440 s., Ocak Yayınlanı. Necatibey Cad. 18/12 Sıhhıye-ANKARA Kocatepe Üniversitesi Uşak Eğitim Fakül­ hazırladığı Doktora Tezidir. Yayınlanırken tek­ tesi Dekanı Prof, Dr. Mustafa ERGÜN, II. Meş­ rar gözden geçirilmiştir. Eser, Cumhuriyet rutiyet dönemi eğitimi hakkında önemli bir dönemi eğitim düşüncesi ve yapısını anla­ eser yayınlamıştır. yabilmek için büyük önem taşıyan birdöne- Yazar min eğitim hareketlerini ayrıntılı olarak ele Prof. ERGÜN, 1950'de Afyon Emirdağ'da almaktadır. doğmuş, Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Eserin temel özellikleri ve ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Psikoloji alanına katkıları ve Pedogoji Kürsüsü'nü bitirmiştir. DTCF'de, Prof. ERGÜN'ün eserinin temel özellikleri­ İnönü Ü. Eğitim Fakültesinde öğretim üyeliği ni ve alanına başlıca katkılarını kısaca şöyle ve çeşitli yöneticilikler yapmış, 1993'te Pro­ belirtebiliriz: fesör olmuştur. 1993'ten beri Uşak Eğtim Fa­ kültesi Dekanlığını yürütmektedir. 1. Eser, eğitim tarihi alanında örnek bir Doktora Tezi hüviyetindedir. Konu iyi belirle­ Prof. ERGÜN'ün şimdiye kadar yayınlan­ nip sınırlandırılmış (1908-1914), bu alandaki mış, araştırma ürünü çeşitli kitaplar vardır: hemen tüm kaynaklar taranıp değerlendiril­ Atatürk Devri Türk Eğitimi (1982), Eğitim Sos­ miştir. Bu eser, kapsadığı dönem eğitimi için yolojisine Giriş, Yunus Emre'de Tasavvuf ve bizde ilk sistemli, ciddi, orijinal ve hacimli Eğitim, Mevlâna Üzerine Bir Deneme, Sosyal araştırmadır. Bilimlerde Bilgisayar Kullanımı.. 2. Eserin kaynaklarını, o döneme yayınla­ Eser nan kitaplar, özellikle dönemin gazete ve Prof.ERGÜN'ün II. Meşrutiyet dönemi eği­ dergilerindeki makaleler, haberler oluştur­ timi hakkındaki bu hacimli eseri, 1978'de maktadır. “Süreli yayın" denen bu kaynak­ _ ___________________________________ YAŞADIKÇA EĞİTİM /46/1996 lar canlı, ilginç, önemli bilgilerle doludur, fa­ nemi eğitimini ayrıntılı olarak incelemekte­ kat, bulunup incelenmeleri oldukça zordur. dir. Bu nedenle, eğitimciler, aydınlar, yazar­ Aaştırmacılarımızın, yeni bilgiler ortaya ko­ lar ve yöneticilerce okunması gerekli, büyük yabilmek için süreli yayınları Prof. ERGÜN gi­ bir boşluğu dolduran bir eserdir. Yazarını ve bi daha çok incelemeleri iyi olur. Böylece böyle bir eseri yayınlayan OCAK Yayınlarını Prof. ERGÜN, basılan kitaplara geçmemiş, ve Dr. Bahattin ERGEZER'i kutlarız. gazete ve dergilerin satır aralarında kalmış, Eğitim kitaplığımızı zenginleştiren bu ese­ bulunması çok zorlaşmış pek çok önemli rin sonraki baskıları için bazı görüş ve öneri­ eğitim olayı ve bilgisini bulup çıkarmış, tasnif lerimiz de vardır: edip değerlendirmiş ve okuyucuya sunmuş­ tur. 1. Eserin SONUÇ kısmı bir buçuk sayfadır. Oysa, böylesine kapsamlı ve hacimli bir 3. Eser, yöntem, tasnif, yorum, yazım, üs­ eserin SONUÇ kısmının çok daha uzun ol­ lûp, kaynak gösterme... açısından bilimsel ması beklenir. Yazar böylece, okuyucunun nitelikli örnek bir araştırmadır. Yorumlar geniş bir eğitimsel ve sosyal bakış açısından ve yapmakta güçlük çekebileceği bazı analiz ılımlı ifadelerle yapılmıştır. Üslûp ve anlatım ve sentezlere girişebilir ve vardığı bulguları sade ve açıktır. Duru bir Türkçe kullanılmıştır. topluca özetleyebilir. Fikirler ve olaylar bakı­ Alıntılar çok ayrıntılı biçimde gösterilmiş, tek­ mından çok zengin olan II. Meşrutiyet döne­ nik zorluklarına bakılmayarak sayfaların al­ mi için bu özellikle gerekil görünüyor. tında, her sayfada l'den başlamak üzere 2. Yazar, aslında bulunan 75 kadar bel­ verilmiştir. Ne yazık ki bugün pek çok araştır­ geyi "kitabın hacmini çok daha artıracağı macımız kaynak vermede ve daha önce o için" bu basılan kitabına almamıştır. Oysa alanda çalışanların eserlerini, çabalarını be­ bu tür araştırma eserlerinin hacimli olmasın­ lirtmede böyle bir titizlik göstermiyor, herşeyi da sakınca yoktur. Bu belgelerin daha son­ kendileri bulup düşünmüş gibi yazıyorlar!.. raki baskılarda, metin içinde ilgili yerlerde 4. Eser, 1908-1914 arasında Türkiye'deki verilmesi çok yararlı olur. eğitimi ayrıntılı biçimde kapsamaktadır: Çe­ 3. 1912-1913 Balkan Savaşları ve felâket­ şitli okulların açılması, programları, medre­ leri ve bunların eğitimle ilişkileri üzerinde da­ seler ve ıslahı çalışmaları, eğitim yönetimi, ha çok durulması uygun olur. Çünkü bu sa­ yaygın eğitim... Ayrıca, dönemin "eğitim vaşlar ve felâketler. Meşrutiyet dönemi eği­ akımları ve hareketleri"ne oldukça ağıtlık timcileri ve aydınları üzerinde çok önemli verilmiştir. Bu akımlar şöyle gösterilmiştir: uyarıcı, yönlendirici etkilerde bulunmuştur. Seçkinler Eğitimi - Çocuktan Hareket - iş Okulu - Girişkenlik Eğitimi - Kitle Eğitimi - Kül­ 4. SONUÇ kısmında. Pedagoji ve Eğitim tür Eğitimi - Kadın Eğitimi - Beden Eğitimi Biliminin II. Meşrutiyet döneminde toplumda Akımları. tanınıp geçerlilik kazanmaya başladığı, bü­ tün eksikliklerine ve kusurlarına rağmen bu Bu akımların temsilcisi olan eğitimciler ve dönemde, BALTACIOĞLU'nun deyimiyle düşünürlerin fikirleri, eserleri, uygulamaları "İhtilâlci bir Pedagoji" anlayış ve uygulama­ hakkında da çok ayrıntılı, orijinal bilgiler ve­ rilmiştir (Emrullah Efendi, Ethem Nejat, İsmail sı görüldüğü, Satı Bey'in öğretmen yetiştir­ Mahir Efendi, Satı Bey, Tevfik Fikret, Ziya Gö- medeki başarılı ve dikkate değer çabaları. Köy Enstitülerine götüren fikirlerin ilk kez bu kalp, Selim Sırrı...) dönemde ortaya atıldığı vurgulanabilir (Bkz. Sonuç ve genel değerlendirme Y. AKYÜZ, Türk Eğitim Tarihi, Başlangıçtan gü­ Prof. ERGÜN'ün eseri, Cumhuriyet döne­ nümüze, 1994, 5. Baskı, İstanbul Kültür Koleji minin "laboratuvarı" olan II. Meşrutiyet dö­ Yayını). YAŞADIKÇA EĞİTİM /<3â/1996 S3 msaintiJtt 3 rtKOU«*’'an "1 lev. W c*’-